DEM Parti Meclis Grup Toplantısını Nusaybin’de Yaptı: Eş Genel Başkanlardan Sınırda Açıklama
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) yaşanan gelişmelere dikkat çekmek amacıyla TBMM’de yapılması planlanan Meclis Grup Toplantısı’nı Mardin’in Nusaybin ilçesine taşıdı. Suriye sınırında gerçekleştirilen toplantının ardından DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan basın açıklamasında bulundu.
Toplantı, Midyat Yolu Caddesi demiryolu mevkiinde düzenlenirken, programa DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ayşe Serra Bucak, görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, milletvekilleri ve çok sayıda partili katıldı. Etkinlik boyunca bölgede yoğun güvenlik önlemleri alındı, zaman zaman polis ile katılımcılar arasında kısa süreli gerginlikler yaşandı.
Toplantıda ilk konuşmayı yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son günlerde bazı medya organlarında parti yöneticilerine yönelik kullanılan söylemlere sert tepki gösterdi. Hatimoğulları, özellikle Eş Genel Başkanlar ve Grup Başkanvekillerinin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu tür yayınların toplumsal gerilimi artırdığını ifade etti.
Hatimoğulları, DEM Parti’nin barış, demokrasi ve halkların eşitliği mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayarak, parti yöneticilerinin hedef gösterilmesine karşı kararlı bir duruş sergileyeceklerini söyledi. Bu tür söylemlerin çatışma ve savaş ortamını beslediğini dile getiren Hatimoğulları, kamuoyuna sağduyu çağrısında bulundu.
Bakırhan: “Meclis Grubunu Sınır Hattına Taşıdık”
Hatimoğulları’nın ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis Grup Toplantısı’nı Ankara yerine Nusaybin’de yapmalarının bilinçli ve politik bir tercih olduğunu söyledi. Bakırhan, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan çatışmaların, saldırıların ve sivil kayıpların görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.
Bakırhan, bölgedeki gelişmelerin sadece Kürtleri değil, farklı halkları ve inanç gruplarını da doğrudan etkilediğini belirterek, yaşananların ciddi bir insani krize dönüştüğünü ifade etti. Meclis çatısı altında yapılan çalışmaların sahaya taşınmasının, yaşananlara dikkat çekmek açısından önemli olduğunu dile getirdi.
“Rojava Bir Coğrafya Değil, Bir Yaşam Modelidir”
Konuşmasında Rojava’nın yalnızca bir sınır bölgesi ya da toprak parçası olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bakırhan, bölgenin halkların eşit ve bir arada yaşamına dair önemli bir deneyim sunduğunu söyledi. Kürtlerin statüsüz bırakılmak istendiğini savunan Bakırhan, bunun bölgedeki çatışmaların temel nedenlerinden biri olduğunu dile getirdi.
Bakırhan, Kürtlerin yanı sıra Aleviler ve Dürziler başta olmak üzere birçok topluluğun ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirterek, ulusal ve uluslararası aktörlerin bu duruma karşı sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.
Müslüman Kamuoyuna Sessizlik Eleştirisi
Konuşmasının son bölümünde Müslüman kamuoyuna da seslenen Bakırhan, bölgedeki yaşananlara karşı sessiz kalınmasını eleştirdi. İnanç, vicdan ve kardeşlik vurgusu yapan Bakırhan, yaşananların görmezden gelinmemesi gerektiğini ifade etti. Tarihsel ve dini referanslarla konuşmasını sürdüren Bakırhan, yaşananların sadece siyasi değil, ahlaki bir mesele olduğunun altını çizdi.

















0 Yorum