2027'de Seçim Olacak mı?
Bu ara erken seçim tartışmaları siyasetin gündem maddelerini oluşturmaktadır. acaba 2027 yılında bir baskın seçim ya da erken seçim olacak mı sürekli siyasetin odak noktasıdır. Bir de anayasal takvim var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi için seçimin erkene alınması ya da anayasa değişikliğinin yapılması gerekir
Sevgili okurlarım,
Türkiye’de genel seçim ve erken seçim tartışmaları siyasetin hiç bitmeyen gündemlerinden biri. Televizyon programlarında, siyasi kulislerde ve kamuoyunda sık sık bu konu konuşuluyor. Ekonomik sıkıntıların seçim kararını etkileyebileceği düşünülse de benim tahminim, 2027 yılında ne erken ne de baskın seçim yapılacağı yönünde.
Peki, neden?
Bunun temelinde yalnızca siyasi hesaplar değil, ülkenin ekonomik tablosu ve kamu maliyesinin içinde bulunduğu durum da var.
Hazine ve Maliye Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 2026 yılının ilk sekiz ayında merkezi yönetim bütçe açığı 1 trilyon 300 milyar lirayı aşmış durumda. Yılsonunda bu rakamın 2,8 trilyon liraya ulaşacağı öngörülüyor. Aynı dönemde faiz harcamalarının da bütçe üzerinde önemli bir yük oluşturduğu görülüyor.
Eylül ayında açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’da bütçe açığının azaltılması, mali disiplinin korunması ve enflasyonun kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. Buna göre enflasyonun 2026 sonunda yüzde 28’e, 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi amaçlanıyor.
Bu hedefler, ekonomi yönetiminin önceliğinin seçim harcamalarından çok enflasyonla mücadele etmek, bütçeyi dengelemek ve ekonomik güveni yeniden sağlamak olduğunu gösteriyor.
Vatandaşın geçim derdi siyaseti de zorluyor
İktidarın karşı karşıya olduğu sorun yalnızca bütçe açığı değil. Vatandaşın cebindeki para da siyasetin hareket alanını daraltıyor.
Siyasi iktidarlar, seçim dönemlerinde seçmenin desteğini kazanmak amacıyla emekli maaşlarında, ücretlerde ve sosyal yardımlarda iyileştirmeler yapabilir. Ancak bu adımların bir maliyeti vardır. Seçim kazanılsa da kazanılmasa da yapılan harcamaların finansmanı ve ekonomik sonuçları ülkenin gündeminde kalır.
TÜİK’in Eylül 2026 verilerinde yıllık enflasyon yüzde 29,73 olarak açıklanırken, TÜRK-İŞ’in aynı ay için hesapladığı açlık sınırı yaklaşık 32 bin 881 lira, yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 liradır. Makalede belirtilen en düşük emekli aylığı da 23 bin 552 liradır.
Bu rakamlar, milyonlarca vatandaşın geçim mücadelesinin ne kadar ağır olduğunu ortaya koyuyor. Emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli aileler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, ekonomik sorunların çözümü ertelenemez bir hâl alıyor.
Ancak seçim kararı alınması durumunda şu soruların da yanıtlanması gerekiyor: Emekliye, asgari ücretliye ve dar gelirliye yapılacak iyileştirmeler hangi kaynakla karşılanacak? Yeni borçlanmaya mı gidilecek, vergiler mi artırılacak, yoksa özelleştirmeler yoluyla mı kaynak sağlanacak?
Ekonomideki sorunlar çözülmeden atılacak adımlar, kısa vadede rahatlama sağlasa bile uzun vadede yeni mali yükler oluşturabilir.
Erken seçim neden tercih edilsin?
Siyasette seçim tarihini belirlemek, yalnızca takvim meselesi değildir. Aynı zamanda risklerin, beklentilerin ve ekonomik koşulların hesaplanmasını gerektirir.
İktidar açısından erken seçim, henüz sonuçları alınmamış ekonomi politikalarının hesabını daha erken vermek anlamına da gelebilir. Ekonomik göstergelerin istenilen düzeye ulaşmadığı, vatandaşın alım gücünün yeterince iyileşmediği bir dönemde sandığa gitmek siyasi açıdan riskli görülebilir.
Öte yandan, seçimlerin öne alınmasıyla ekonomik ve siyasi belirsizliklerin azaltılabileceğini savunanlar da olacaktır. Dolayısıyla seçim kararını yalnızca ekonomik göstergelere bakarak kesin biçimde tahmin etmek mümkün değildir.
Sonuç olarak, 2027 yılında seçim yapılmasını zorunlu kılacak siyasi gelişmeler yaşanabilir. Ancak mevcut ekonomik koşullar ve bütçe üzerindeki baskılar dikkate alındığında, iktidarın erken seçime gitmek yerine ekonomi programını uygulamayı sürdürmeyi tercih edebileceğini düşünüyorum.
Unutulmamalıdır ki seçimlerin tarihi siyasi iradeyle belirlenebilir; fakat vatandaşın geçim sıkıntısı, enflasyon ve ekonomik güven sorunu yalnızca takvim değiştirerek çözülemez.
Sandık ne zaman kurulursa kurulsun, vatandaşın öncelikli beklentisi bellidir: Daha fazla alım gücü, daha adil bir gelir dağılımı ve geleceğe güvenle bakabileceği bir ekonomik ortam.
Çünkü seçimin tarihi değişebilir; ancak geçim derdi ertelenemez.
Günün Sözü:”Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.” (Charles de Gaulle)
Abdulbaki Akbal

0 Yorum