Artık Savaşlar Toprak İçin Değil, Toprağın Altı İçin Çıkıyor
21. yüzyılda hegemon güç olan Amerşka Birleşik Devletleri küresel güç dengesinde üstünlüğünü koruyabilmek için, teknoloji ve savubna alanlarında kritik öneme sahip yer altı madenlerine yönelik yoğun bir mücadele yürütmektedir. Bu mücadele sadece kendi topraklarında değil dünyanın farklı bölgelerinde ekonomik araçlarla sürdürülmektedir.
Artık Savaşlar Toprak İçin Değil, Toprağın Altı İçin Çıkıyor
Değerli okurlarım, son yıllarda çıkan savaşlara ve güç dengelere baktığımız zaman çıkan savaşların enerji ya da savunma alanlarında değil, yer altı kaynaklar üzerinde de şekillenmeye başladığını görüyoruz. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin son yıllarda artan madencilik hamleleri bu değişimin açık göstergesi olarak öne çıkıyor.
Özellikle sanayisini dış kaynaklara dayandıran ABD, stratejik madenlerdeki dışa bağımlılığın çeşitli ülkelerle yaşanan ticaret gerilimlerinde daha net görüyoruz. Hegemeonik güç olan ABD, yalnızca kendi topraklarında değil, Afrika’dan Güney Amerika’ya, Avustralya’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada maden yatırımlarına yönelerek ya ortaklıkla ya da çok cüzi bir bedelle ülkesine alabiliyor. Yani klasik petrol savaşlarının yerini maden rekabetine bıraktığını gösteriyor.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda elektrikli araçlar, bataryalar, mikroçipler ve yatay zekâ teknolojileri için madenler altından daha değerli hale geldi. Amerika bu gerçeği çok iyi şekilde okudu. Bu nedenle Trump yönetimi, “kritik mineraller tedarik zinciri güvenliği” başladığı altında milyarlarca dolarlık teşvik paketleri ve stratejik ortaklık anlaşmaları yapmaya başladı.
Ancak bu yeni maden arayışı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamledir. ABD, maden kaynaklarını kontrol ederek hem Çin’in üretim gücünü dengelemek hem de küresel teknoloji yarışında üstünlüğünü sürdürmek istiyor.
Bu sön dönemlerde ABD, Venezuela üzerinde duruyor. Nedeni Venezuela Devleti, petrol, altın, koltan, boksit lityum gibi yeraltı madenler açısından zengin olduğu görülmektedir. Bu açıdan madenlerin hepsi Amerikan şirketlerine açılacak. Venezuela yer altı madenleri açısından sadece bir petrol ülkesi değil. Ülkenin toprağın altında; 300 milyar varil petrol, 210 trilyon metreküp doğal gaz, 6 bin ton altın, 125 bin ton lityum, nikel karışımı element ve 23 milyon ton demir madeni var. Bu madenler elektrikli otomobillerden füze sistemlerine kadar her alanda kullanılıyor.
Maduro bilindiği gibi 12 yıldır Venezuela’yı yönetiyordu. ABD bu ülkedeki madenlere göz koyarak demokrasi maskesi altında Maduro’nun en yakınındaki danışmanları ve Trump’ın özel temsilcisi Richard Grenell’le görüşmeler yaptı. Görüşmeler sonucunda şu teklif masaya yatırıldı: “Tüm mevcut ve gelecek petrol ve altın projelerinde Amerikan şirketlerine öncelik verelim. Çin, Rusya ve İran ile yapılan anlaşmaları iptal ederiz. Yeter ki yaptırımları kaldırın. İktidarımı tanıyın!” Trump’ın özel temsilcisi Richard Grenell, not defterinde şu ifadeyi yazmıştı. “Trump bunu ‘hammadde bedeli’ olarak görüyor, barış bedeli değil.”
Washington Dışişleri Bakanı ise şu ifadeyi kullanıyordu: “Maduro’ya dokunmadan o kaynaklara ulaşmayız. Rejimi değiştirirsek, madeni biz yönetiriz.” Birkaç aydan sonra Trump masayı devirdi ve CIA’ya her türlü yetkiyi verdi. Bu sadece Venezuela’ya değil, 21’inci yüzyılın kaynak düzenine adeta açılmış bir savaştı.
Maduro’nun danışmanlarından biri New York Times’a şu açıklamayı yapmıştı: “Biz ABD’ye ülkenin damarlarını açtık. Onlar damarları değil kalbi istediler.”
Hepimizin malumu Ukrayna-Rusya savaşında Trump’ın 500 milyar dolarlık madenleri karşılığında Ukrayna’ya her türlü destek sözü vermişti. Ancak Ukrayna devlet başkanı Zelenski madenler konusunda direnince, silah ve her türlü istihbarat vermeyi kesti. Beyaz Saray’daki Oval Ofiste iki lider arasındaki sert tartışmasına neden oldu. Rusya lideri Putin’e karşı savunmasız bıraktı.
Donald Trump döneminde ( 2017–2021 yılları arasında) ABD’nin Türkiye’den doğrudan şu madeni istiyorum şeklinde resmi talebi olmadı. Ancak ekonomik ve stratejik çıkarlar çerçevesinde bazı madenler ve doğal kaynaklar üzerinde dolaylı talepler dikkat çekti.
Türkiye, Eskişehir-Kırka ve Beylikova bölgelerinde dünyanın en büyük ikinci bor rezervine ve önemli nadir toprak elementi potansiyeline sahip. Trump yönetimi bu dönemde, Türkiye dahil bazı müttefiklerle stratejik maden işbirlikleri kurmak istiyordu.
Kısacası, Amerika artık yalnızca enerji değil, geleceğin hammaddesi olan madenlerin de peşinde. 21. Yüzyılın yeni büyük oyunu, yer altının sessiz ama stratejik dünyasında oynanıyor. Yenidünya düzeninde artık savaşlar direk toprak için değil, toprağın altındaki madenler için çıkıyor
Köşenin Sözü: “Modern çağın sömürge ağası.”, “Güçlünün hukuku, zayıfın yıkımı.”
Abdulbaki Akbal

1 Yorum
B.Deniz
03.11.2025 13:11:57
Venezuela bu denli yeraltı maden kaynaklarına sahip iken neden Amerika kıtasının en yoksul ülkesi. Dünyanın uyuşturucu, fuhuş merkezi. Vatandaşları fırsat buldukları zaman ABD ye mülteci olarak kaçıyor. Yer altı madenlere sahip olmayan sanayileşmiş bir sürü ülke var. Demokratik bir idaresi olmayan ülkelerin yeraltı servetleri de bir işe yaramıyor.