Aydın İnsan Toplumsal Sorumluluk

Değerli okurlarım,

Tarih boyunca toplumların gelişmesinde en büyük pay, düşünen, sorgulayan ve doğruları korkmadan dile getiren aydın insanlara ait olmuştur. Bir toplumun ilerleyebilmesi sadece ekonomik güçle değil; bilgiye, bilime, adalete ve vicdana önem veren insanların varlığıyla mümkündür. Çünkü aydın insanlar, toplumların karanlıkta kalan yönlerini görmesini sağlayan birer ışık gibidir.

Aydın olmak yalnızca diploma sahibi olmak ya da çok kitap okumak değildir. Gerçek aydın; yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden, haksızlık karşısında sessiz kalmayan, doğruları savunan, dik duran ve insanlara yol göstermeye çalışan kişidir. Olaylara sadece kendi çıkarı açısından değil, toplumun geleceği açısından da bakabilen insandır.

Bir mum düşünelim… Mum kendini eriterek etrafını aydınlatır. Aydın insan da çoğu zaman fedakârlık yaparak toplumun bilinçlenmesi için mücadele eder. Bazen eleştirilir, bazen yalnız bırakılır; ancak yine de doğruları söylemekten vazgeçmez. Çünkü bilir ki sustuğu zaman toplum karanlığa mahkûm olur.

Tarihimize baktığımızda bunun birçok örneğini görmek mümkündür. Kendilerini tarihe altın haflarla yazdıran birkaç aydın insanları vermek gerekirse;         

- Voltaire, düşünce özgürlüğünü savunarak toplumun bilinçlenmesi için mücadele etmiş ve   baskıcı yönetimlere karşı kalemiyle savaşmıştır.

-Albert Einstein, sadece bilim insanı olarak değil, savaş karşıtı ve insan haklarını savunan duruşuyla da aydın kimliğin önemli örneklerinden biri olmuştur.

-Martin Luther King Jr., siyahi insanların eşit haklara sahip olması için barışçıl mücadele vermiş ve milyonlara umut olmuştur.

-Mahatma Gandhi, şiddete başvurmadan halkını bilinçlendirerek bağımsızlık mücadelesi yürütmüş ve dünyaya örnek olmuştur.

-Socrates, insanların sorgulayan bireyler olması gerektiğini savunmuş, düşüncelerinden dolayı yargılanmasına rağmen doğrularından vazgeçmemiştir.

-Victor Hugo, eserlerinde adaletsizlikleri ve toplumsal sorunları işleyerek insanların vicdanına seslenmiştir.

- Dünyada ise Nelson Mandela, yıllarca baskı görmesine rağmen eşitlik ve adalet mücadelesinden vazgeçmeyerek insanlığa örnek olmuştur.

Aydın insanların en önemli özelliklerinden biri de “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışından uzak olmalarıdır. Toplumda yaşanan bir haksızlık karşısında sessiz kalmazlar. Fakirin, mazlumun, eğitimsiz bırakılan insanların ve hatta doğanın yanında dururlar. Çünkü bilirler ki bir toplum ancak ortak vicdanla ayakta kalabilir.

Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda; bilime, eğitime, sanata ve özgür düşünceye önem veren toplumların daha ileri seviyelerde olduğunu görmekteyiz. Cehaletin yaygın olduğu toplumlarda ise ayrışma, öfke, şiddet ve geri kalmışlık daha fazla görülmektedir. Bu nedenle aydın insanların görevi yalnızca eleştirmek değil, aynı zamanda çözüm üretmek ve insanlara umut olmaktır.

Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar aydınlığı sadece makam, ünvan veya maddi güç olarak görebilmektedir. Oysa gerçek aydınlık; insanın vicdanında, bilgisinde ve toplum için taşıdığı sorumluluk duygusunda saklıdır. Topluma faydası olmayan bilgi eksik kalır. İnsanlara yol göstermeyen eğitim ise amacına ulaşamaz.

Sonuç olarak; toplumların geleceği, aydın insanların cesaretine ve sorumluluk bilincine bağlıdır. Bir toplum ne kadar çok düşünen, okuyan, araştıran ve sorgulayan insan yetiştirirse o kadar güçlü olur. Çünkü aydın insanlar, sadece kendi dönemlerini değil gelecek nesilleri de etkileyen birer rehberdir. Karanlığı yok eden şey nasıl ışık ise, toplumların cehaletten kurtuluşu da bilinçli ve sorumluluk sahibi aydın insanlar sayesinde mümkün olacaktır.

Köşenin Sözü :”Dün sövdüklerini bugün övenler, dün övdüklerine bugün sövenler, göstermiştir ki; köpekler her avcı ile ava çıkarlar…” (Osman Bölükbaşı)

 

Abdulbaki Akbal

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Formun Üstü

 

 

Formun Altı