BİLGİ ÇAĞINDA CAHİLLEŞMEK
Bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu çağda yaşamamıza rağmen, bilgi kirliliği ve sorgulamadan inanma alışkanlığı da artmıştır. Gerçek bilgelik, yalnızca bilgi edinmek değil; araştırmak, anlamak ve sorgulamaktır. Bilime ve eğitime önem veren toplumlar gelişirken, bunları ihmal edenler geri kalır. Bir ülkenin geleceği siyaset kadar bilim, eğitim ve sanatla da şekillenir.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki bundan 100 yıl önce hangimizin dedesi uzaya çıkabileceğimize inanabilirdi?
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir bu dönemde bilgiye ulaşmak bu kadar kolay olmamıştı. Artık avucumuza dünyayı sığdıran telefonlar ile dünyanın öbür ucundaki haberlere ya da bu yazmış olduğum yazıya saniyeler içinde ulaşabiliyoruz; kısacası insanlık tarihinin en büyük bilgi çağında yaşıyoruz. Her gün yeni kitaplar, makaleler, dergiler yazılıyor ve milyonlarca bilgi sunuluyor. Tam da burada dikkat çekici bir çelişki ortaya çıkıyor ve önemli olan o noktaya değinmek istiyorum:
Bilgi artarken düşünce neden azalıyor?
Bilginin artması ile beraberinde bilgi kirliliği getirdi.Günümüzde herkesin kendini uzman sanıp her şeyi bildiğini söylemesi asıl bilgisizliktir. Oysa gerçek bilgelik sadece öğrenmek değil; anlamak ve sorgulamaktır. Araştırmadan inanmak ve düşünmeden söylemek modern çağın en büyük problemi haline geldi. Belki de bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike cehalet değil, düşünmeden bilgi sahibi olduğumuzu sanmaktır. Çünkü gerçek cehalet, hiçbir şey bilmemek değil; bildiğini zannederek öğrenmeyi bırakmaktır. Belki de çağımızın en büyük sorunu cehaletin azalması değil, cehaletin şekil değiştirmesidir.
Asıl tehlike bilgi eksikliği değil, insanın bildiğini sanıp düşünmeyi bırakmasıdır; çünkü tarih boyunca sorgulamayan toplumlar kolay yönlendirildi, araştırmayan ve kendini geliştirmeyen devletler ise sömürülmeye mahkûm kalmıştır.
Her şey çok açık ve net: İnsan ne zaman "ben biliyorum" zihniyetinden sıyrıldığı an asıl aydınlandığı andır .
Bilime,bilgiye önem verme ülkelerin asıl otoriteye ve güce sahip olanlardır. Bilgiye aç olan ve bilime değer veren insanlar ve ülkeler asıl dünyaya yön verenlerdir. İnsanlık tarihine baktığımızda bilime ve bilgiye önem veren toplumlarda refah ve çözüm üretme kabiliyetinin yüksek olduğunu görürüz. Bilime önem verilmeyen toplumlarda ise kaçınılmaz bir sosyal çürüme mevcuttur; insanların kendi kendini çürüttüğü düşünce yapısı hâkimdir.Ne yazık ki hâlâ bilimi Allah'a şirk koşmak olarak yorumlayan zihniyetler olsa da cehaletin sessizliğinde çürüyüp gitmeye mahkûmdurlar .
Ve bundan da eminim, buraya kadar okuyan az insanlardan birisin. Son olarak şunları da demeden bitirmek istemiyorum:
- Ülkenin kaderini belirleyen tek unsurun siyaset olduğunu düşünüp savunan insanlar var. Oysa bir ülkenin gerçek yüzü siyaset tartışmalarında ortaya çıkmaz. Bir milletin geleceği laboratuvarlarda, kütüphanelerde, tiyatro sahnesinde ve sanat atölyelerinde şekillenir. Gelişmiş ülkelere bakıldığında bunu açıkça görmek mümkündür: Bilime yatırım yapan toplumlar yeni teknolojiler üretir, hastalıklara çare bulur, sanayisini güçlendirir ve ekonomik bağımsızlığını artırır. Dünyaya yön veren birçok ülkenin yükselişinin temelinde güçlü bilim insanları, araştırma merkezleri ve eğitim kurumları bulunur. Bilim yalnızca bilgi üretmez; aynı zamanda refah, güven ve gelecek üretir.
BİR SONRAKİ YAZIMDA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE, HOŞÇA KALIN!
Yazar: ŞEHMUS SAVAŞ

7 Yorum
Utku yılmaz
16.06.2026 15:38:15
Şehmus hocam öncelikle kaleminize ve yüreğinize sağlık.Diger yazılarında olduğu gibi bu yazında da akıcı ve anlaşılır bir dile çok güzel bir konuyu hakımda yazmışsınız. Ve sizin Kozmik Zihin desttekçilerinizden biriyim ordaki bütün yazılarınızıda okumuşum.İnşallah iyi yerlere gelirsiniz.
Şehmus Savaş
16.06.2026 15:55:52
Utku desteğiniz için teşekkür ederim ama fotoğrafımı kullanmadan da yazabilirdiniz.
Şair
14.06.2026 22:03:06
????????????????????????
Abdulselam Aydın
11.06.2026 01:20:41
Sevgili Şehmus seninle gurur duyuyoruz. Öncelikle kalemine ve cesur düşüncelerine sağlık. Bilginin arttığı bir çağda düşünmenin ve sorgulamanın önemini hatırlatmanız gerçekten değerli. Özellikle "bildiğini sanmanın" insanı öğrenmekten uzaklaştırdığı yönündeki tespitiniz üzerinde durulması gereken güçlü bir mesaj taşıyor. Ancak yazınızı okurken aklıma farklı bir fikir geldi: Belki de günümüz insanının en büyük sorunu yalnızca düşünmemek değil, düşünmeye vakit bulamamaktır. Sürekli akan bildirimler, bitmeyen gündemler ve her saniye üzerimize yağan içerikler arasında insanlar çoğu zaman durup kendi düşüncelerini dinleyemiyor. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı ama zihinsel sessizlik giderek zorlaştı. Oysa derin düşünce çoğu zaman sakinlik, sabır ve yalnızlık ister. Bu yüzden bugün sadece bilgiye değil, bilgiyi sindirecek zamana da ihtiyaç duyuyoruz. Bir kitabı bitirmekten çok onu anlamak, bir haberi okumaktan çok onu değerlendirmek, bir fikri duymaktan çok üzerine düşünmek kıymetli hale geldi. Belki de çağımızın görünmeyen problemi, bilgi eksikliği değil; dikkat eksikliğidir. Yazınızın özellikle bilim, eğitim ve kültürün toplumların geleceğini şekillendirdiğine dair vurgusuna gönülden katılıyorum. Çünkü güçlü toplumları yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda düşünen, üreten ve merak eden insanlar inşa eder. Kaleminizin bu önemli konulara ışık tutmaya devam etmesini diliyorum. Bir sonraki yazınızı merakla bekliyorum.
Adar Çeber
10.06.2026 16:56:35
Tebrik ederim abi
Okan
10.06.2026 00:40:03
Gerçekçi bir yaklaşımla çağımızın gerçekten büyümüş ve büyümeye devam eden bir problemini kaleme almışsınız. Farkındalığınız ve sarfettiğiniz efor için müteşekkirim. Kaleminize sağlık.
Nafi Zeyrek
09.06.2026 23:43:07
Eline sağlık