Bir Eğitimcinin Gözünden:
Çocuklar Yalan Söylemez, Evlerini Anlatır

Yazar:Abdulselam AYDIN 

Bir sınıfta yıllar geçirdikten sonra insan, çocukların söylediklerinden çok söylemediklerini duymayı öğreniyor. Bazen bir cümle, bazen yarım kalan bir cevap, bazen de “bilmiyorum” diyerek geçiştirilen bir soru… Hepsi aslında çocuğun iç dünyasına açılan küçük pencereler.

Eğitimci olarak en çok fark ettiğim şeylerden biri şu: Çocuklar, evlerinin duygusal iklimini sandığımızdan çok daha açık bir şekilde yansıtır. Üstelik bunu büyük cümlelerle değil, gündelik ve basit ifadelerle yaparlar.

Örneğin bir çocuğa “Evde biri üzgün olduğunda ne olur?” diye sorduğunuzda aldığınız cevap, o evin duygularla kurduğu ilişkiyi ele verir. “Sarılırız” diyen bir çocuk, duyguların paylaşıldığı bir ortamdan gelir. “Odasına gider” diyen çocuk, duyguların yalnız yaşandığı bir düzeni tarif eder. “Kızılır” cevabı ise bize duyguların kabul edilmediğini, hatta bastırıldığını düşündürür.

Benzer şekilde “Hata yaptığında ne olur?” sorusu da çok şey anlatır. Eğer çocuk “Konuşuruz” diyorsa, o evde hata öğrenmenin bir parçasıdır. Ama “Bağırırlar” diyorsa, orada korku öğrenmeden daha baskındır. En düşündürücü cevaplardan biri ise “Bilmiyorum”dur. Bu, çoğu zaman duygusal bir mesafenin işareti olur.

Çocukların korkuları da bize ev hakkında ipucu verir. Karanlıktan korkmak gelişimin doğal bir parçasıdır. Ama “Annemle babam kavga edince korkarım” diyen bir çocuk, ev içi gerilimi açıkça taşıyordur. “Babam kızınca korkarım” diyen bir çocuk ise otoriteyle kurduğu bağda bir güvensizlik hissediyor olabilir.

Yıllar içinde şunu da gözlemledim: “Evde en çok kim mutlu?” sorusu çoğu zaman en dürüst cevapları getirir. Çocuklar, evin duygusal yükünü fark eder ve yansıtır. “Annem hiç mutlu değil” diyen bir çocuğun cümlesi, çoğu yetişkinin dile getirmediği bir gerçeği ortaya koyabilir.

Bir başka önemli soru da sevginin nasıl algılandığını gösterir: “Sence annen ya da baban seni en çok ne zaman sever?”
“Yaramazlık yapmayınca” diyen çocuk, sevgiyi şartlı öğrenmiştir.
“Başarılı olunca” diyen çocuk için sevgi performansa bağlıdır.
“Her zaman” diyen çocuk ise içten içe güvende olduğunu bilir.

Belki de en çarpıcı sorulardan biri şudur: “Bir dilek hakkın olsa evin için ne dilerdin?”
“Kavga olmasın” diyen çocuk, huzura ihtiyaç duyuyordur.
“Daha çok oyun oynayalım” diyen çocuk, temas arıyordur.
“Hiçbir şey” diyen çocuk ise bazen duygusal olarak geri çekilmiş olabilir.

Eğitimci olarak vardığım sonuç şu: Çocuklar aslında bize sürekli anlatır. Biz bazen dinlemeyi kaçırırız.

Güvenli bir ortamda büyüyen çocuk, hata yapmaktan korkmaz. Duygularını ifade eder, gerektiğinde yardım ister ve sevildiğinden emindir. Güvensiz bir ortamda büyüyen çocuk ise ya aşırı uyumlu olur, ya öfkesini kontrol edemez ya da sessizce içine kapanır.

Bu yüzden ebeveynlere ve eğitimcilere en sade ama en önemli tavsiyem şu:
Çocuğunuzun davranışına değil, davranışın altındaki ihtiyaca bakın.
Söylediği cümleye değil, o cümleyi neden kurduğuna odaklanın.

Çünkü bir çocuğun dünyası, onun kelimelerinin arasında saklıdır. Ve biz gerçekten dinlediğimizde, o dünya kendini yavaş yavaş açar.