Bireysel Silahlanma Toplumsal Barışı Tehdit Ediyor

Yazar: ABDULSELAM AYDIN

Ülkemizde düğünler, nişanlar ve kutlamalar, toplumun en güzel gelenekleri arasında yer alıyor. İnsanların bir araya geldiği, sevinçlerin paylaşıldığı bu özel günlerde aslında birlik ve beraberlik duygusu pekişmeli. Fakat son yıllarda bu mutluluk tablolarının altına ciddi gölgeler düşüyor.

Düğünlerde rastgele havaya sıkılan mermiler, “yorgun mermi” adıyla büyük bir tehlike oluşturuyor. Herkesin gözünden kaçsa da göğe çıkan her kurşun mutlaka yere iniyor. Çatıya, cama, arabaya ya da daha kötüsü bir insana… Bir anda neşe yerini feryada bırakabiliyor. Nice masum can, bu sorumsuzluk yüzünden ya toprağa düşüyor ya da ömür boyu acı çekiyor. Nusaybin de bu riskin uzağında değil.

Sadece silah değil, izinsiz ve ruhsatsız kullanılan havai fişekler de başka bir tehlike. Sevinçleri süslemesi beklenen fişekler, bilinçsizce ve kontrolsüzce kullanıldığında yangınlara, yaralanmalara, büyük maddi kayıplara sebep olabiliyor. Oysa sevinci göğe taşımak isterken, bazen geleceğe kara bulutlar bırakıyoruz.

Toplumu tehdit eden bir diğer mesele ise bireysel silahlanma. Sokakta, düğünde, kahvede ya da bir tartışmada herkesin belinde ya ruhsatsız ya da kurusıkı silah var. Küçük bir tartışma bir anda silahlı kavgaya dönüşebiliyor. Eskiden sözle çözülen meseleler artık namlunun ucuna bırakılıyor. Bu, sadece bir güvenlik açığı değil; toplumsal barışı ve kardeşliği zedeleyen büyük bir yaradır.

Oysa bizler, “Bir cana kıyan, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” düsturuna sahip bir inancın mensuplarıyız. Hayatı korumak, canı muhafaza etmek dinimizin en temel emridir. Sevinçlerimizi kana bulamak, hem insana hem de Allah’a karşı büyük bir sorumsuzluktur.

Peki çözüm ne? Öncelikle aile büyüklerinin, kanaat önderlerinin ve toplumun her kesiminin ortak tavır alması gerekiyor. Düğünlerde silah kullanılmaması, havai fişeklerin kontrollü ve izinle yapılması için net bir kültürel dönüşüm şart. Kolluk kuvvetlerinin denetimleri kadar, insanların vicdanlarının da bu konuda uyanık olması gerekiyor.

Çünkü hiçbir düğün, bir insanın hayatından daha değerli değildir. Hiçbir kutlama, bir çocuğun gözyaşına tercih edilemez. Mutluluğun bedeli acı olmamalı.

Gelin, sevinçlerimizi silahla değil müzikle; patlamalarla değil alkışlarla taçlandıralım.
Barut kokusuyla değil, dostluk ve kardeşliğin sıcaklığıyla süsleyelim.
Çünkü gerçek mutluluk, başkasının canına zarar vermeden paylaşabilmektir.