Son zamanlarda nereye baksak hep aynı manzarayla karşılaşıyoruz: Gergin yüzler, tahammülsüz bakışlar ve en ufak bir kıvılcımla parlamaya hazır öfkeler… Sokakta, sosyal medyada, kahvede, çarşıda-pazarda adeta görünmez bir savaşın cephelerindeyiz. Birbirimizin gözünün içine sevgiyle bakmayı unuttuk. En acısı da ne biliyor musunuz? Yanı başımızdaki komşumuzun, hemşerimizin, kardeşimizin başarısı ya da refahı bizi sevindireceğine; gizli bir hasedin, yıkıcı bir rekabetin fitilini ateşliyor.

​Peki, bize ne oldu? Biz ne ara birbirimizin eksiğinden, hatasından, hatta acısından beslenir hale geldik?

​Öfkeyle Kaybedilen Hayatlar

​Haber bültenlerini açmaya korkar olduk. Basit bir yol verme kavgası, incir çekirdeğini doldurmayacak bir arazi anlaşmazlığı ya da anlık bir sinir… Sonuç? Kararan hayatlar, sönen ocaklar, yok yere toprağa giren canlar. Bir anlık öfkenin bedelini sadece o tetiği çeken ya da o taşı fırlatan ödemiyor; koca bir toplum umudunu kaybederek ödüyor.

​Birbirimize zarar vererek, birbirimizi aşağı çekerek var olamayız. Bir toplumu ayakta tutan şey, bireylerinin birbirine attığı çelmeler değil, birbirine uzattığı ellerdir. Bizler, acıyı da sevinci de ortaklaştırdığı ölçüde büyüyen bir medeniyetin çocuklarıyız. Oysa şimdi, bireysel kurtuluş masallarına inanıp toplumsal bir intihara doğru sürükleniyoruz.

​Rekabet Değil, Kooperatif: Birlikte Yükselmek Mümkün mü?

​Şimdi bir an olsun durup düşünelim. Enerjimizi, zekamızı ve kaynaklarımızı birbirimizi yok etmek için değil de, ortak bir refah üretmek için harcasaydık ne olurdu?

​Bir bölgenin, bir şehrin ya da bir köyün kalkınması, birilerinin diğerlerini ezmesiyle değil; herkesin taşın altına elini beraber koymasıyla mümkündür. Bugün dünyada ve Anadolu’nun köklü geçmişinde bunun adı ortaklık kültürüdür, imecedir, kooperatiftir.

​Birbirimizle didişmeyi bıraktığımızda göreceğiz ki:

  • ​Yan yana gelip kuracağımız yerel bir üretim modeli, yüzlerce gence istihdam demektir.
  • ​Birbirimizin kuyusunu kazmak yerine finansal okuryazarlığımızı artırıp, eldeki sermayeyi birleştirmek, bölgeye refah getirmek demektir.
  • ​Birlikte üretilen her ekonomik değer, sokaktaki kavganın, evdeki huzursuzluğun ve yarın kaygısının panzehiridir.

​Refahı artırmanın yolu, pastadan en büyük payı kapmak için başkasını masadan itmek değildir; pastayı hep birlikte büyütmektir. Biz paylaştıkça tok olan, birleştikçe dik duran bir toplumuz.

​Sözün Özü: Geleceği Hangi Tuğlayla Öreceğiz?

​Siyasetçiler gelir geçer, makamlar değişir, rüzgarlar yön değiştirir. Günün sonunda baş başa kalacak olan yine biziz. Komşu komşunun külüne, insan insanın sesine muhtaçtır.

​Kavgadan, gürültüden ve birbirimizi tüketmekten yorulmadık mı? Artık bu kısır döngüyü kırma zamanı geldi. Silahların, yumrukların, kırıcı sözlerin sustuğu; yerini ortak akla, üretime ve dayanışmaya bıraktığı bir geleceği inşa etmek bizim elimizde.

​Gelin, birbirimize zarar vermeyi değil, birlikte yükselmeyi seçelim. Çünkü bilesiniz ki; birimiz karanlıktayken hiçbirimiz tamamen aydınlıkta olamayız.