Büyüyoruz Ama Neden Fakirleşiyoruz?
Son yıllarda Türkiye ekonomisi büyüme rakamlarıyla öne çıkarken, geniş halk kesimlerinin alım gücünde belirgin bir azalma yaşandığı görülmektedir. Bu durum ekonomik büyüme ile gelir artişının aynı şey olmadığını göstermektedir. Küçük bir azınlık servetine servet katarken, ülkenin yarısında çoğu 22 bin lira dolayında bir maaşla geçinmeye çalışılsa da gelir durumundaki adaletsizliğin göstergesidir.
Büyüyoruz Ama Neden Fakirleşiyoruz?
Değerli okurlarım, tek kelimeyle harika bir ülkeyiz. Nedenine gelince rakamlarla ülkemiz büyüyor ama diğer taraftan halk olarak küçüldüğümüzü görüyoruz. Yapılan açıklamalar gerçeklerle bağdaşmadığına müşahede ediyoruz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye ekonomisinin son dönemde yüzde 4,8 büyüdüğünü yılda kişi başına düşen milli gelirin 17.195 USD (704.995 TL)’ye yükseldiğini açıklayınca şaşırdım adeta!
Bu ne demektir ayda kişi başına 58 bin liradan 704 bin lira, 17.000 USD kazanıyormuşuz da haberimiz yok! Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bu şekilde ifade edip “Bakın sizi nasıl zenginleştirdik” diyordu.
Son dört yılın verilerine bakıldığında milli gelirimiz yüzde 82 arttırılmış! Biz halk olarak verilen rakamlara değil cebimize, mutfak ve alım gücümüze bakarız. Diğer taraftan diyelim ki arttırdık aslında önemli olan o artan milli gelirin adil dağıtılmasıdır.
Kâğıt üzerinde bakıldığında tablo pembe gözüküyor; üretim artıyor, ekonomi genişliyor. Fakat sokağa, pazara çıktığımızda bambaşka bir manzara ile karşılaşıyoruz. Vatandaşın alım gücü yok derecelerde olduğu, maaşlar erimiş pazarda filelerin eskisi kadar dolmuyor. Ekonomik büyüme ile refah aynı şey değildir. Yani büyüme, üretim ve harcamanın artışını gösterir. Ancak bu artış, adil bir şekilde paylaşılmadığında toplumun geniş kesimlerine yansımaz.
Enflasyonun hızla yükseldiği bir ortamda açıklanan büyüme oranlarının vatandaşın cebine olumlu yansıması mümkün değildir. Maaşlara yapılan komik zamlar birkaç ay içinde eriyip gidiyor. Büyümeden elde edilen kazanç daha çok sermaye sahiplerine ve belli sektörlere gidiyor. İşçiler, memurlar ve küçük esnaf pastadan yeterli pay alamıyor.
Türkiye’de büyümenin sorunlu yansımasının başlıca nedenleri şunlardır:
-Yüksek enflasyon
-İthalata dayalı büyüme
-İstihdam sorunları
- Gelir dağıtımındaki adaletsizlik
Özetle, sonuç ortadır, Türkiye büyüyor ama biz vatandaşlar olarak fakirleşiyoruz. Gerçek refah için sadece rakamların büyümesi yetmez. Önemli olan büyümenin adil ve sürdürülebilir olması, gelir dağılımının dengelenmesi ve özellikle enflasyonun kontrol altına alınmasıdır. Ekonomi büyümesi “makro” bir göstergedir; toplam üretim ve harcama artışını gösterir. Ama gelir artışı “mikro” düzeyde halkın cebine giren parayla ilgilidir. Eğer büyüme adil paylaşılmıyor, enflasyon yüksek rakamlarda ise ve gelir dağılımı bozuksa, ekonomi rakamlarla büyürken vatandaş fakirleşir ve iki yakayı yan yana getiremez.
Köşenin Sözü :”İnsanın duyduğu acıdan duman çıksa dünya ebediyen karanlığa gömülürdü.” (İbn-i Sina)
Abdulbaki Akbal
S.M.Mali Müşavir-B.Denetçi

0 Yorum