Davul Sesiyle Uyanan Şehir: Nusaybin’de Ramazan
Bir davul sesi düşün… Uykuyla uyanıklık arasında kalbine dokunan. Bir sofra hayal et… Aynı lokmada birleşen dualarla büyüyen. Nusaybin’de Ramazan; sadece aç kalmak değil, hatırlamak, onarmak ve paylaşırken çoğalmaktır. Bu yazı, o şehrin gecelerinde saklı sıcaklığı fısıldıyor. Okudukça belki sen de kendi mahallene, kendi çocukluğuna döneceksin.
Davul Sesiyle Uyanan Şehir: Nusaybin’de Ramazan
Yazar:Abdulselam Aydın
Ramazan ayı, Nusaybin’de sadece takvim yapraklarının değiştiği bir zaman dilimi değildir; kalplerin yumuşadığı, kapıların daha sık çalındığı, sofraların büyüdüğü bir mevsimdir. Bu topraklarda Ramazan; çocukluğumuzun hafızasında bir davul sesi, annelerimizin telaşında kaynayan bir çorba ve cami avlusunda omuz omuza verilen bir selamdır.
Burada Ramazan biraz da mahalle demektir. Daha ilk günden fırınların önünde pide kuyruğu uzar. Kuyrukta herkes aç ama sohbet tok. Birinin “Bu sene daha kolay geçiyor sanki” demesiyle yanındaki hemen cevap verir: “Akşama bir saat kala yine aynı cümleyi kur da görelim.” Oruç sabrı öğretir ama Nusaybin’de sabır da muhabbetle yoğrulur.
İftar vakti geldiğinde mahalle aralarında ayrı ayrı yanan ocakların dumanı, aslında aynı duaya karışır. Bir tabak yemeğin komşuya gönderilmesi burada eski bir gelenektir. “Bizde pişen sizde de olsun” anlayışı sadece bir ikram değil, kardeşliğin en sade halidir. Bazen öyle olur ki bir eve üç ayrı tabak gelir; ev sahibi de “Biz bugün hiç yemek yapmasaydık da olurmuş” diye gülümser. Ama o tabakların içinde sadece yemek değil, hatır vardır, gönül vardır.
Ramazan’ın en güzel taraflarından biri de paylaşmanın bereketini hatırlatmasıdır. İhtiyaç sahiplerinin kapısını çalmak, kimseyi incitmeden bir zarf bırakmak, bir yetimin başını okşamak… Nusaybin’de bunlar sessizce yapılır. Kimse kimseye göstermez ama herkes bilir ki bir yerlerde bir el, başka bir ele değmiştir. Çünkü burada yardım etmek, “görev tamamlandı” demek değil; “kardeşim aç kalmasın” demektir.
Teravih geceleri ise bambaşkadır. Özellikle Zeynel Abidin Camii’nin avlusu Ramazan’da ayrı bir güzelleşir. Taş duvarların arasında yankılanan dualar, asırlardır aynı göğe yükselir sanki. Camiye girerken herkesin yüzünde tatlı bir ciddiyet vardır; ama içeride saf tutarken yanındaki çocukla göz göze gelen amcanın hafif tebessümü de eksik olmaz.
Teravih biraz da sabır sınavıdır tabii. İmam biraz uzun okuyunca arkadan hafif bir kıpırdanma başlar. Çocuklar bir sağa bir sola yaslanır, büyükler “Biraz daha dayan” der gibi bakar. Ama namaz bitip de “Allah kabul etsin” denildi mi, o yorgunluk bir anda unutulur. Avluda dağıtılan küçük bir şeker ya da edilen bir dua, bütün o bekleyişe değmiştir.
Sahur vakti ise apayrı bir hikâyedir. Gecenin sessizliğinde yakılan ışıklar, sokaktan geçen davulcunun tok sesi… Uykulu gözlerle sofraya oturulur. Kimse çok konuşmaz ama herkes birbirine bakıp gülümser. O saatte içilen bir bardak suyun kıymeti, gün boyu içilen sudan daha farklıdır. Sahurda insan hem açlığı hem de şükrü öğrenir. Bir de o klasik cümle vardır: “Biraz daha yesek mi?” Sonra herkes bilir ki mesele çok yemek değil, niyet etmektir.
Ramazan, Nusaybin’de sadece aç kalmak değildir. Nefsi terbiye etmek, kırgınlıkları onarmak, yıllardır çalınmayan kapıları çalmak demektir. Bazen bir selam, yılların küslüğünü bitirir. Bazen aynı sofraya oturmak, iki kalbin arasındaki mesafeyi kısaltır.
Zaman değişmiş olabilir. Sokaklar kalabalık, hayat hızlı, telefonlar elimizden düşmüyor. Ama ezan okunduğunda hâlâ herkes aynı anda susuyor. O ilk lokma alınırken edilen dua hâlâ aynı içtenlikle göğe yükseliyor.
Nusaybin’de Ramazan’ın özü değişmiyor: Bir sofrada buluşan kalpler, bir camide omuz omuza duran insanlar ve paylaştıkça çoğalan bir bereket…
Ramazan geldi mi insan şunu anlıyor: Asıl zenginlik sofradaki çeşit değil; o sofranın etrafında toplananların samimiyetiymiş. Aç kalınca mide değil, kalp konuşurmuş. Ve en güzel doyum, bir başkasını doyurunca yaşanırmış.

25 Yorum
Mehmet Nuri cengiz çevik
21.02.2026 23:27:36
Değerli hocam;Kaleminize, yüreğinize sağlık çok doğru şeyler söylüyorsunuz gerçekten öyle.Ama!!! O eski gözü tok gönlü zengin insanlar kalmadı maalesef!Çünkü Nusaybin gibi bir ilçede o kadar zengin!!! Ama gözü aç gönlü boş insanlar olmuş!çok üzücü ama öyle yani bir kaç aile hariç öyle genel olarak yardım yapıyorlar Allah razı olsun ????????Mahallerinde yardımcı olan kişiler var tabiki.Ama ilçenin her türlü gelirinden faydalananlar,Ceplerini dolduranlar zerre ‘yi miskal kadar yardım etmiyorlar ve kafalarını kuma gömüyorlar! Yazıklar olsun gerçekten.!Ben çocukluğumda benim çalıştığım iş yerinde patronum asla eve gitmeme izin vermez iftara götürürdü…Şimdi kaç kişi buna riayet ediyor veya götürüyor.İnsana kalan verdiği ‘dir.Yediği değil!!!Bu mübarek ayda umarım hepimiz kendimizi sorgularız!!!Herkese hayırlı ramazanlar ????Selam ve dua ile kalın ????????????
Abdulselam Aydın
22.02.2026 19:05:16
Değerli dostum; yüreğinizden kopup gelen bu serzenişi çok iyi anlıyorum. Gerçekten de insan bazen “Nerede o eski gözü tok, gönlü zengin insanlar?” diye iç geçiriyor. Varlık arttıkça merhametin azalması en büyük çelişkilerimizden biri oldu maalesef. Zenginliğin arttığı ama gönüllerin daraldığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Ama şuna da inanıyorum: İyilik hiçbir zaman tamamen kaybolmaz, sadece görünürlüğü azalır. Hâlâ sessizce veren, kimse bilmeden kapı çalan, sağ elinin verdiğini sol eline duyurmayan insanlar var. Az olabilirler, ama varlar… Ve belki de bu toplum onların omuzlarında ayakta duruyor. Çocukluğunuzdaki patronunuzun sizi iftara götürmesi ne büyük bir incelikmiş… İşte gerçek zenginlik tam da bu: Paylaşmayı bilmek. Çünkü dediğiniz gibi, insana kalan yediği değil verdiğidir. Sofrada kalan yemek değil; gönülde kalan izdir. Bu mübarek ay gerçekten de kendimizi sorgulama ayı. Başkalarını değil, önce kendi payımıza düşeni düşünme ayı. “Ben ne yaptım? Kimin gönlüne dokundum?” sorusunu sorma ayı… Rabbim hepimize gönül zenginliği nasip etsin. Varlığımızı değil, vicdanımızı büyütsün. Ramazan’ı sadece takvimde değil, ahlakımızda da yaşayabilmeyi nasip etsin. Selam ve dua ile…
Ahmet Göztok
21.02.2026 10:57:18
Arif Şayakdokuyan hocamın dediği sıcak kalplere dokunan bir yazı olmuş ağzına yüreğine sağlık kalemin keskin olsun kıymetli hocam varolasın
Abdulselam Aydın
21.02.2026 11:04:59
Ahmet Hocam, Kıymetli sözleriniz için gönülden teşekkür ederim. Arif Şayakdokuyan hocamın o güzel ifadesiyle “sıcak kalplere dokunmak” gerçekten bir yazı için en büyük bahtiyarlıktır. Eğer satırlar bir gönle değebildiyse, bir hatırayı canlandırabildiyse, bir duaya vesile olabildiyse kalem muradına ermiş demektir. “Kalemin keskin olsun” duanız ise hem bir temenni hem de bir sorumluluk… Rabbim kalemimizi kırmadan, gönül incitmeden; hakikati, iyiliği ve güzelliği yazmayı nasip etsin. Var olun, güzel yüreğiniz daim olsun.
Ozan Ozan
21.02.2026 10:47:32
Ağzına yüreğine sağlık değerli hocam hayırlı ramazanlar
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:57:09
Allah razı olsun kıymetli kardeşim Güzel temenniniz için gönülden teşekkür ederim. Rabbim bu mübarek ayı hepimiz için hayırlara vesile kılsın; gönüllerimizi yumuşatan, sofralarımızı bereketlendiren, dualarımızı kabul buyuran bir Ramazan nasip etsin. Sizin de Ramazanınız mübarek, haneniz huzurlu, kalbiniz ferah olsun inşallah.
Fesih DEMİR
21.02.2026 10:41:05
Öncelikle tüm müslüman aleminin mübarek ramazanı serifini tebrik ederim.Allah hepimize hayırlar ihsan etsin.Degerli eğitimci ve yazar A.selam hocamızın ramazanı ve özellikle nusaybindeki ramazan muhabbet ve ortamını belirten yazısı gerçekleri yansıtan mükemmel bir betimleme ve anlatım olmuş.ramazanin manevi havası ve iklimini nusaybine yansımasını güzel ifade etmiş.bit yazı nasıl etkili olur duygu ve düşünce taşıyorsa etkili olur.hocamizin o güzel yüreği yazısına da yansımış tebrik ederim . tekrardan herkesin ramazanı serifini tebrik eder huzurlu ve bol amelli bir oruç ayı geçirilmesini niyaz ederim.
Fesih DEMİR
21.02.2026 10:41:04
Öncelikle tüm müslüman aleminin mübarek ramazanı serifini tebrik ederim.Allah hepimize hayırlar ihsan etsin.Degerli eğitimci ve yazar A.selam hocamızın ramazanı ve özellikle nusaybindeki ramazan muhabbet ve ortamını belirten yazısı gerçekleri yansıtan mükemmel bir betimleme ve anlatım olmuş.ramazanin manevi havası ve iklimini nusaybine yansımasını güzel ifade etmiş.bit yazı nasıl etkili olur duygu ve düşünce taşıyorsa etkili olur.hocamizin o güzel yüreği yazısına da yansımış tebrik ederim . tekrardan herkesin ramazanı serifini tebrik eder huzurlu ve bol amelli bir oruç ayı geçirilmesini niyaz ederim.
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:52:32
Üstadım, kıymetli ve gönülden gelen temennileriniz için çok teşekkür ederim. Mübarek Ramazan ayının tüm İslam âlemine hayırlar getirmesi duasına yürekten âmin diyorum. Yazının Nusaybin’deki Ramazan’ın manevi havasını ve iklimini yansıtabildiğini ifade etmeniz benim için büyük bir mutluluk. Çünkü gerçekten de bir yazı, ancak duygu ve düşünce taşıyorsa etkili olur; kalpten çıkarsa kalbe ulaşır. Eğer o güzel yüreğin yansımasını satırlarda hissedebildiyseniz, bu benim için en kıymetli karşılıktır. Nazik sözleriniz ve içten dualarınız için tekrar teşekkür ederim. Rabbim bu mübarek ayı hepimiz için huzurlu, bereketli, bol amelli ve gönüllerimizi arındıran bir zaman dilimi eylesin. Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun.
Arif Şayakdokuyan
21.02.2026 10:35:18
Sıcacık bir yazı olmuş eline sağlık hocam. Nerede o eski ramazanlar sözü yerine bizlerde kendi evlerimizde bu heyecanı sıcaklığı yaşamaya çalışırsak Rabbim sahada güzel Ramazanlar nasip eder. Rahmeti. Magfiretin sağanak sağanak yağdığı bu ayda hepimizin tertemiz olarak bayrama çıkması duası ile... Büyüklerden bir not Ömrü Ramazan gibi olanın akıbeti BAYRAM olurmuş.
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:56:18
Arif hocam Allah razı olsun ayrı bir pencere açtınız. “Sıcaklığı aramak” yerine “sıcaklığı yaşatmaya çalışmak” dediğiniz yer çok kıymetli. Gerçekten de eski Ramazanları özlemekten ziyade, o heyecanı kendi evimizde, kendi soframızda yeniden diriltmek bizim elimizde. Bir selamla, bir tabakla, bir içten dua ile o iklim yine kurulabiliyor. Rahmetin ve mağfiretin sağanak sağanak yağdığı bu mübarek ayda Rabbim hepimizi arınmış, gönlü hafiflemiş ve umutla bayrama kavuşan kullarından eylesin. Ve o büyüklerin sözü… Ne kadar manidar: “Ömrü Ramazan gibi olanın akıbeti bayram olur.” Rabbim ömrümüzü sabırla, şükürle, merhametle geçirmeyi; sonunu da bayram sevinciyle karşılamayı nasip etsin. Güzel yüreğinize sağlık.
Bediüzzaman açar
20.02.2026 23:39:45
Gerçekten çok etkileyici, derinliği olan ve üzerinde emek harcandığı her halinden belli olan bir konuşma olmuş. Anlatım dili son derece akıcı ve anlaşılır; düşünceler hem mantıklı bir bütünlük içinde ilerliyor hem de dinleyeni/okuyucuyu sürekli olarak içinde tutmayı başarıyor. Özellikle verdiğiniz örnekler ve vurguladığınız noktalar mesajın gücünü artırmış, konuyu sadece anlatmakla kalmayıp hissettirmeyi de başarmışsınız. Duygusal ton ile mantıksal çerçeve arasındaki denge çok iyi kurulmuş. Bu da konuşmayı hem etkileyici hem de inandırıcı kılıyor. Baştan sona ilgiyle takip ettim; gerçekten çok iyi yazılmış, güçlü ve iz bırakan bir çalışma olmuş. Emeğinize ve düşüncelerinize sağlık.
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:13:13
Bu kadar derinlikli ve incelikli bir değerlendirme için gönülden teşekkür ederim. Yazının hem aklı hem kalbi birlikte taşıyabildiğini hissettirmiş olmanız benim için en kıymetli geri bildirim. Çünkü amaç yalnızca anlatmak değil; hissettirmek, düşündürmek ve belki de bir yerde durup insanın kendi içine bakmasına vesile olmaktı. Duyguyla mantık arasında kurduğum dengeyi fark etmeniz ayrıca mutlu etti beni. Zira bir metin ya sadece kalbe dokunur ya da sadece akla seslenir; ikisini bir arada tutabildiysek ne mutlu. İlginiz, dikkatiniz ve zarif sözleriniz kaleme güç verdi. Sağ olun, var olun.
Mehmet Aklan
20.02.2026 13:14:08
Seyda Allah razı olsun Yazıyı okuyunca fark ettim ki Ramazan aslında aç kalmak değilmiş he. İnsan biraz susmayı biraz sabretmeyi biraz da şükretmeyi öğrenirmiş.
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:14:25
Evet, Ramazan sadece aç kalmak değil; dilini tutmayı, kalbini yumuşatmayı, sabırla olgunlaşmayı öğretir insana. Bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun şükrünü, bir selamın değerini yeniden hatırlatır. Eğer yazı size bunu düşündürdüyse, demek ki asıl mesaj yerini bulmuş. Rabbim bizlere sadece oruç tutanlardan değil; susmayı bilen, sabreden ve şükretmeyi unutmayan kullardan olmayı nasip etsin.
Merve Nur AKTAŞ
20.02.2026 11:47:59
Değerli Abdülselam hocam, Kaleminiz yine yüreklere dokunmuş. Nusaybin’de Ramazan’ı yalnızca bir ibadet zamanı değil ,mahalle kokan, paylaşmayla çoğalan, hatırla güzelleşen bir gönül mevsimi olarak ne güzel anlatmışsınız. Davul sesinden pide kuyruğuna, komşuya gönderilen bir tabaktan Zeynel Abidin Camii’nin avlusundaki dualara kadar her satırda hem çocukluğumuz hem de bu toprakların ruhu var. Emeğinize, gönlünüze sağlık hocam. Bu güzel yazınız vesilesiyle herkese hayırlı, bereketli ve huzur dolu bir Ramazan diliyorum
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:11:38
Mervenur Hocam Değerli gönlünüze sağlık… Bu incelikli sözleriniz, yazının satır aralarına bırakılan duyguların karşılık bulduğunu gösteriyor. Ramazan’ı bir ibadetin ötesinde, mahalle kokan bir gönül mevsimi olarak hissedebilmek aslında bu toprakların bize mirası. Davul sesinde çocukluğumuzu, bir tabak yemekte kardeşliği, cami avlusunda omuz omuza duruşta birliği görebiliyorsak ne mutlu bize. Kıymetli temennileriniz için ayrıca teşekkür ederim. Rabbim bu mübarek ayı hepimiz için kalplerimizi onaran, sofralarımızı bereketlendiren ve muhabbetimizi artıran bir mevsim eylesin. Güzel dilekleriniz gönlümü ziyadesiyle mutlu etti.????
Siyam Ermiş
20.02.2026 02:01:14
Allah kalemine kuvvet versin. Bu yazı sadece okunmaz yaşanır walla. Okurken insanın burnuna iftar kokusu geliyor kulağına davul sesi çalınıyor. Eline sağlık. Belçikadan sılaw u rez
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:16:12
Bu yazı sadece okunmaz, yaşanır” demeniz var ya, işte bütün yorgunluğa değen cümle bu. Eğer satırlar size iftar kokusunu hissettirmiş, kulağınıza davul sesini getirmişse demek ki o ruh yerini bulmuş. Yazının amacı da buydu zaten; memleketten uzakta olanın yüreğine bir selam, yakında olanın hatırasına bir dokunuş olmak. Belçika’dan gönderdiğiniz selam gönlümüze ulaştı. Sılaw u rez Gurbette de olsanız o davul sesi insanın içinde çalmaya devam eder. Rabbim bulunduğunuz yerde de Ramazan’ın bereketini, huzurunu eksik etmesin.
Kazım Erdoğmak
20.02.2026 01:23:01
Ere walla, bu yazı var ya tam bizim mahalleyi anlatmiş. İftar vakti herkesin gözü saatte ama gönlü komşudadır. Bizde pişen onlarda olur onlarda pişen bizde İşte Ramazan budur.
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:17:43
İftar vakti göz saatte olur ama gönül komşunun kapısındadır. Bizde kaynayan tencere onların sofrasına uğramadan eksik kalır, onlarda pişen de bize değmeden bereket olmaz. Bu paylaşma hali olmasa Ramazan sadece açlık olurdu; ama bu mahalle ruhuyla işte o zaman ibadet olur, muhabbet olur. Ne güzel ifade etmişsin… Demek ki yazı gerçekten bizim sokağın tozunu, bizim mahallenin kokusunu taşıyabilmiş. Rabbim o birlik halini, o komşuluk sıcaklığını hiç eksik etmesin.
Kemal KUT
20.02.2026 00:58:02
Nusaybin’de Ramazan gelince saatler yavaşlar, kalpler hızlanır:))
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:18:58
Aynen öyle Saat akreple yelkovanla ağır ağır ilerler ama kalp… o bambaşka bir hızla atar Ramazan’da. İftarı beklerken zaman geçmez gibi olur; ama bir selamla, bir tebessümle, bir tabak yemekle kalpler hemen birbirine ulaşır. Belki de Ramazan’ın sırrı burada: Zamanı yavaşlatıp insanı hızlandırmak… Dünyayı susturup vicdanı konuşturmak.
Numan Sayın
20.02.2026 00:15:13
Vallahi okuyunca insanın içi ısındı ha Sanki sahurda davul sesini yine duydum. Nusaybin’in o eski Ramazanları gözümün önüne geldi anamın telaşı babamın sessizliği Allah o günleri aratmasın. Tebrikler yazar bey
Abdulselam Aydın
21.02.2026 10:20:39
Eğer sahur davulunu yeniden duymuş gibi olduysanız, anamın telaşıyla babanın o sessiz vakur hâli gözünüzde canlandıysa, demek ki yazı gerçek yerine ulaşmış. Çünkü Ramazan biraz da anne mutfağındaki o telaş, babanın sofradaki o sükûnetidir. Bir evin içindeki huzurdur aslında. Allah o eski günleri aratmasın, hatıralarımızı eksik etmesin. Güzel temenniniz ve içten sözleriniz için gönülden teşekkür ederim. Rabbim hepimize o sıcaklığı yeniden ve yeniden yaşatsın.