Altın Değil, Ahlâk Değerlidir: Nusaybin’de Evlilikler Nereye Gidiyor?


Yazar: ABDULSELAM AYDIN 

Eskiden kız istemeye gidildiğinde söylenen ilk söz şuydu: “Allah’ın emri Peygamberin kavliyle geldik.” Bugün ise bu cümle, çoğu zaman altın hesaplarının, marka listelerinin, sosyal medya pozlarının gölgesinde kaybolmuş durumda.

Nusaybin’de, tıpkı Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi, son yıllarda evlilikler gitgide zorlaşıyor. Bunun başlıca sebebi olarak altın fiyatlarındaki artış gösterilse de, aslında mesele sadece ekonomik değil; toplumsal bir bilinç kayması söz konusu. Eskiden sadelikle, helalliğe niyetle yapılan evlilikler bugün gösterişe, el âlem ne der korkusuna ve maddi yük altında ezilen gençlerin omzuna yük bindirmeye dönüştü.

Yarım Kilo Altınla Kurulan Değil, Sabırla Sürdürülendir Evlilik

22 ayar altın setleri, işçiliğiyle yarışan fiyatları, “komşunun kızına şunu almışlar” yarışına giren listeler… Bugün bazı aileler, kız isteme sürecini adeta bir pazarlığa çeviriyor. Evet, kız evladı kıymetlidir; ama onun kıymetini altınla ölçmeye başlarsak, yarın onu anlayışla savunacak bir eş bulamayız.

Ev eşyalarının markası, salonun ihtişamı, düğün fotoğrafçısının lensi ve hatta gelin çiçeğinin rengi bile artık bir rekabet unsuru haline geldi. Peki ya sonrası?

Gösterişin Ardından Gelen Gerilim

Bu kadar borçla, krediyle, yetersiz maaşla başlanan bir evlilik ne kadar sağlıklı olabilir? Gençler, daha ilk adımda ömür boyu çalışıp ödeyecekleri yüklerin altına giriyor. Düğün sonrası ekonomik kriz, ardından gelen psikolojik yıpranma, aile içi huzursuzluk ve en kötüsü boşanma…

İstatistiklere bile gerek yok. Mahallelerde, akraba çevresinde herkesin bildiği o evlilikler… “Düğünleri dillere destandı ama evlilikleri birkaç ay sürdü” dedirten hikâyeler çoğalıyor. Çünkü temeli sabır değil gösteriş, anlayış değil tüketim olan birliktelikler kalıcı olamıyor.

İsrafla Değil İkramla Başlasın Evlilik

Peki çözüm ne?

İslam bize ne diyor? Efendimiz (sav) evlilikte kolaylığı öğütlüyor: “Nikahın en hayırlısı, külfetsiz olanıdır.” (İbn Mâce, Nikâh, 19)

Aileler artık şunu sormalı: “Biz kızımızın mutluluğunu mu istiyoruz, yoksa el âleme nispet mi yapıyoruz?” Erkek tarafı da korkmadan sınır çizebilmeli: “Gücümüz bu kadar, gösteriş değil, huzur kurmak niyetindeyiz.”

Alternatif ve İnsani Öneriler:

Altın değil, sadakat konuşulsun. Düğünlerde altın listesi yerine çiftin birbirine olan yaklaşımı, sabrı ve anlayışı ön plana çıksın.
 
Sade düğün teşvik edilsin. Belediyeler, müftülükler “İsrafa Son – Sade Düğün” kampanyaları düzenleyebilir.
 
Nikah dersleri verilsin. Evlilik öncesi hem dini hem psikolojik eğitim programları ile gençler bilinçlendirilmeli.

Mahalle dayanışması sağlansın. Akrabalar destek olacaksa bunu şatafatlı hediyelerle değil, gerçekten işe yarayacak katkılarla yapmalı.

Son Söz: Kız İstemek Değil, Yuva Kurmak

Nusaybin’in kadim değerleri, gösterişin değil samimiyetin ön planda olduğu evlilikleri bilir. Bugün o mirası yeniden hatırlamak, hem dini hem de insani bir sorumluluktur.

Evlilik, iki insanın değil, iki ailenin de birbirine emanetidir. Bu emaneti altınla değil, vicdanla tartalım. Gösterişin gölgesinde değil, sadeliğin ışığında yürüyelim. Bırakalım elalem neder demeyi, el-âlim olan Rabbimiz ne der?