Kıymetli Okurlar,

​Geçtiğimiz hafta eğitimin bir "ruh inşası" olduğundan bahsetmiştik. Bu hafta ise o ruhun inşa edildiği evlerimizde, en büyük "dikkat dağıtıcı" ile yüzleşiyoruz: Ekranlar.

​Öğretmenler odasında da, akşam misafirliğinde de konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: "Hocam, bu çocuk elinden telefonu düşürmüyor!" Bir öğretmen olarak sınıftaki tablete, bir baba olarak evdeki televizyona baktığımda şunu görüyorum: Savaşımız ekranlarla değil, o ekranların arasını dolduramadığımız boşluklarla.

Süre mi, İçerik mi?

​Bir baba olarak evde, "Ekranı kapat!" demenin ne kadar dirençle karşılaştığını biliyorum. Ancak dijital dünyayı bir yasaklar zinciri olarak görmek, yeni nesli bizden daha da uzaklaştırıyor. Önemli olan kaç saat ekran başında kalındığı değil, o sürede ne tüketildiği ve daha önemlisi, bu sürenin neyi kurban ettiğidir.

​Eğer ekran; uykudan, oyundan, derslerden ve en önemlisi aile içi sohbetten çalıyorsa, işte o zaman tehlike çanları çalıyor demektir.

"Kaliteli Zaman" Bir Lüks Değil, Bir Bağdır

​Çoğu zaman "kaliteli zamanı" dışarıda yapılan pahalı etkinlikler sanıyoruz. Oysa bir öğretmen gözüyle söyleyebilirim ki; bir çocuğun en büyük ihtiyacı "görülmektir." Siz telefonunuzla ilgilenirken çocuğunuz size bir şey anlattığında verdiğiniz "hı-hı" cevabı, aslında ona "şu an elimdeki cihaz senden daha önemli" mesajını verir. Kaliteli zaman, telefonun ekranının yere baktığı, gözlerin birbirine değdiği 15 dakikalık samimi bir sohbettir.

Dijital Köprüler Kurmak

​Peki, ekranları tamamen mi hayatımızdan çıkaracağız? Elbette hayır. Bir bilişim ve finans eğitimcisi olarak teknolojinin gücüne inanıyorum. Çözüm, birlikte tüketmekten geçiyor.

  1. ​Çocuğunuzun oynadığı oyunu bir kez de siz oynayın.
  2. ​İzlediği videoyu birlikte izleyip üzerine tartışın.
  3. ​Ekranı bir "bakıcı" olarak değil, bir "köprü" olarak kullanın.

Unutmayalım; çocuklarımız bizim ne dediğimize değil, ne yaptığımıza bakarlar. Bizim elimizden düşmeyen telefonlar varken, onlara "kitap oku" demek, sadece yankısız bir ses olarak kalacaktır.

Bu hafta kendimize şu soruyu soralım: Bugün çocuğumla göz göze geldiğim süre, ekranla göz göze geldiğim sürenin ne kadar gerisinde kaldı?

​Haftaya, başarı kavramını yeniden tanımlayacağız: Karne Notu mu, Karakter Notu mu?

​Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.