Enflasyonun Görünmeyen Yüzü: Ahlaki Yozlaşma

Sevgili okurlarım, enflasyon yalnızca rakamların yükselmesi değildir; o, toplumun ruhuna sirayet eden sessiz bir çöküştür. Fiyat etiketleri her gün değişirken, aslında daha derin bir dönüşüm yaşanır: Ahlaki değerler aşınır, güven duygusu zedelenir, vicdan geri plana itilir.

Yüksek enflasyon ortamlarında insanlar geçinme derdine düşer. Bu durum, “nasıl kazanırsam kârdır” anlayışını besler. Esnaf etiketi fahiş biçimde yükseltirken kendini savunur: “Ben yapmazsam başkası yapacak. İşveren emeğin karşılığını kısmayı normalleştirir, çalışan ise işini layıkıyla yapmamayı. Böylece bireysel savunma refleksi, toplumsal ahlaksızlığa dönüşür.

Enflasyon, adaletsizliği görünür kılar ama aynı zamanda onu sıradanlaştırır. Sabit gelirli her gün biraz daha yoksullaşırken, fırsatçılar servet biriktirir. Bu eşitsizlik, toplumda “dürüst olmak kaybettirir” algısını güçlendirir. O noktada ahlak, erdem olmaktan çıkar; lüks bir tercih gibi görülmeye başlanır.

Daha da tehlikelisi, bu yozlaşmanın kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. Çocuklar, emeğin değil kurnazlığın kazandırdığına tanık olur. Kuralların değil ilişkilerin işe yaradığı bir düzeni normal kabul eder. Böyle bir toplumda yalnız ekonomi değil, adalet duygusu da çöker.

Oysa enflasyonla mücadele yalnızca para politikalarıyla sınırlı değildir. Ahlaki bir duruş, kamusal şeffaflık ve adalet duygusu olmadan fiyatlar düşse bile güven inşa edilemez. Ekonomiyi ayakta tutan sadece para değil; dürüstlük, emek ve vicdandır.

Unutmamak gerekir: Enflasyon cebimizi yakar, ahlaki yozlaşma ise geleceğimizi.

Yozlaşma ise bozulma ve kötüleşme demektir. Yani, ahlâkî yozlaşma kavramı ahlâkın kaybolması, kötüleşmesi ve bozulması anlamlarına gelir. Toplumlarda yaşanan bu yozlaşma toplumda bazı kötü alışkanlıkların artmasına neden olur. Günümüzde çok ciddi anlamda bir ahlâk erozyonu ve ahlâkî yozlaşma yaşanmaktadır. Televizyonlar, gazeteler, dergiler, filmler, özellikle internet adeta birer ahlâk tahripçisi haline dönüştürülmüştür. Yaygın iletişim araçları, kontrollü ve olumlu manada kullanılmadığından, günümüz insanının ahlâkını sürekli tahrip etmektedir.

Ekonomi ile ahlak arasında kopmaz bir bağ vardır. Ekonomiden kaynaklı ahlaki yozlaşma, yalnızca maddi bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir çürümedir. Bu çürümeyle mücadele etmek, ekonomik politikaların yanı sıra adalet, şeffaflık ve etik değerlerin yeniden merkeze alınmasını gerektirir. Çünkü sağlam bir ekonomi, ancak sağlam bir ahlaki zemin üzerinde yükselebilir.

Köşenin Sözü :” Ahlak insanın süsüdür.”

Abdulbaki Akbal

Mali Müşavir-Denetçi