Bir toplumun yarınını görmek istiyorsak bugün gençlerine nasıl davrandığına, onlara ne kadar alan açtığına ve fikirlerine ne kadar değer verdiğine bakmamız yeterlidir. Bir uygarlığın gelecekte nerede olacağını anlamak için yalnızca kalkınma projelerine ya da ekonomi göstergelerine bakmamıza gerek yoktur. Çünkü gençlik, bir toplumun yenilenme gücü ve geleceği inşa etme potansiyelidir; yarınlara açılan en temel kapıdır.

Gelişmiş toplumlara baktığımızda, gençliğe verdikleri değerin ne kadar belirleyici olduğunu görürüz. Bugün dünyada öncü konumda olan toplumların ortak özelliklerinden biri, insan kaynağına ve özellikle gençlere yapılan yatırımdır. Eğitimden bilime, teknolojiden sanata kadar birçok alanda gençlerin önünü açmak, aslında toplumun tamamının gelişmesini sağlar. Çünkü bir gencin ortaya koyduğu yeni bir fikir, yalnızca onun hayatını değil, milyonlarca insanın geleceğini değiştirebilir.

Ancak gençlere değer vermek, yalnızca onlara sıralarda eğitim sunmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, her bireyin kendi ilgi alanı ve yeteneği doğrultusunda gelişebilmesine fırsat tanımaktır. Herkesten aynı başarıyı bekleyen bir anlayış, farklı yetenekleri köreltme riski taşır. Bir genç matematikte başarılı olabilirken bir başkası edebiyatta, müzikte, sporda, mühendislikte ya da sanatta olağanüstü yeteneklere sahip olabilir. Önemli olan herkesi tek bir kalıba sokmak değil, insanların kendi potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olmaktır.

Bu nedenle eğitim sisteminden çalışma hayatına kadar her alanda daha esnek ve bireyi merkezine alan bir anlayışa ihtiyacımız var. Gençlerin ilgi duydukları alanlarda desteklenmesi; onların yalnızca sınavlara hazırlanan bireyler olmaktan çıkıp üreten, sorgulayan ve dönüştüren insanlara dönüşmesini sağlayacaktır.

Değinmek istediğim bir diğer kritik nokta ise gençlerin karar alma süreçlerine katılmasıdır. Gençler hakkında karar verilirken yine gençlerin fikirlerini dinlemek gerekir; nitekim o geleceği birebir yaşayacak olanlar onlardır. Elbette bir toplumun yönetiminde deneyim ve tecrübe vazgeçilmezdir. Fakat gençlerin enerjisi, merakı ve yenilikçi bakış açısı bu deneyimle buluştuğunda ortaya çok daha güçlü bir toplum çıkar.

Yapay zekânın, uzay araştırmalarının, biyoteknolojinin ve yeni enerji sistemlerinin geleceği şekillendirdiği dinamik bir çağdayız. Bu hızlı değişime ayak uydurabilmenin tek yolu; gençlerin değişimi geriden takip etmesini değil, o değişimin bizzat öncüsü olmasını sağlamaktır.

Ve artık gençlere “Siz bizim geleceğimizsiniz” demekten daha fazlasını yapmalıyız. Çünkü gelecek, gençlere bir gün teslim edeceğimiz bir emanet değildir; onlarla birlikte bugün inşa edeceğimiz bir hayattır.

Unutmayalım: Bir ülkenin geleceği, gençlerine kurduğu cümlelerle değil, gençlerinin kurabildiği hayallerle ölçülür. Eğer bir genç hâlâ hayal kurabiliyorsa, o ülkenin yarını vardır. Ama gençler hayallerinden vazgeçmeye başlamışsa, kaybedilen yalnızca bir nesil değil; henüz yaşanmamış bir gelecektir.


Yazar: Şehmus Savaş