Güneydoğu’da Çocukları Psikoloğa Götürmek: Sorunu Kabullenmeme ve Çocuğu Götürmek İstememe
Her çocuk bazen sessiz çığlıklar atar, ama bazı aileler bunu görmezden gelir. Sebep: Sorunu kabullenememek ve psikoloğa götürmek istememek. Oysa erken destek, özgüveni güçlendirir ve ileride sorunları önler. Cesaretle başlamak gerekir; çocuğu dinlemek, yanında durmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak hem çocuğun hem de toplumun kalbini güçlendirir.
Her birimiz bir zamanlar çocuktuk. Minik yüreklerimiz bazen tüm yükü kendi küçük kalplerine atardı. Yaşadığımız coğrafya imkânsızlıklarla doluydu; yıllarca çocuk psikolojisi alanında bir merkezimiz bile yoktu. Biz çocukken, annemiz veya babamız bizi anlamadığında gidecek bir yerimiz de yoktu.
Bugün hâlâ birçok aile, çocuklarının sorunlarını görmezden geliyor. Sebep basit ama derin: Çocuğunun “sorunlu” olduğunu kabullenememek ve onu psikoloğa götürmek istememek. Toplumsal algılar ve kültürel değerler, bu kararı daha da zorlaştırıyor. Oysa psikolojik destek, çocuğun dünyasına açılan bir kapı, ona uzatılmış güvenli bir eldir.
Erken farkındalık ve destek, çocuğun özgüvenini güçlendirir; okul ve sosyal hayatını olumlu etkiler. Önceden teşhis edilen otizm, disleksi veya öğrenim güçlüğü gibi durumlar, doğru destekle ileride çocuğun zorlanmasını önler. Kabullenmek zor olabilir ama ertelemek sorunları çözmez.
Çözüm cesaretle başlar. Önce ailelerin kendi kabullenme duvarlarını yıkması gerekir. Çocuğu dinlemek, yanında durmak ve gerekirse profesyonel destek almak küçük ama güçlü adımlardır. Bu adımlar, ileride yaşanacak büyük problemlerin önüne geçer.
Ben de bir psikolog olarak, küçükken öğrenim güçlüğü çektim. O zamanlar imkân yoktu; bugün hâlâ bazı aileler kabullenemiyor. Ama her cesaret gösteren aile, sadece bir çocuğun değil, bir toplumun da kalbini güçlendirir. Sessiz çığlıkları duymak, onları kabul etmek ve yanında olmak… İşte gerçek sevgi budur.

1 Yorum
Abdulselam Aydın
12.01.2026 21:01:15
Bu anlamlı ve cesur yazı için değerli yazarımıza gönülden teşekkür ederim. Okurken sadece bir köşe yazısı değil, birçok çocuğun ve ailenin sessizce yaşadığı gerçeklerin dile getirildiğini hissettim. Özellikle “kabullenme” meselesine bu kadar dürüstçe değinilmesi çok kıymetli; çünkü sahada, sınıfta ve ailelerle birebir temas eden herkes bilir ki asıl zorluk çoğu zaman çocuğun yaşadığı durum değil, yetişkinlerin bunu görmekte zorlanmasıdır. Bir eğitimci olarak şunu da eklemek isterim: Çocukların yaşadığı güçlükler çoğu zaman sadece bireysel bir mesele değil, sistemin ve beklentilerin bir sonucudur. Her çocuğu aynı kalıba sokmaya çalıştığımızda, o kalıba uymayanları “sorunlu” olarak etiketlemek çok kolay oluyor. Oysa bazı çocuklar daha yavaş öğrenir, bazıları farklı yollarla anlar, bazıları da duygularını kelimelerle değil davranışlarıyla anlatır. Bu bir eksiklik değil, bir farklılıktır. Çocuk bazen bize “ben böyleyim” demeye çalışır ama biz onu “olması gereken” hâle zorlarız. Psikolojik destek tam da bu noktada devreye giriyor; çocuğu değiştirmek için değil, onu anlamak için. Ailelerin şunu bilmesi çok önemli: Yardım istemek anne-babalığın zayıflığı değil, tam tersine sorumluluğudur. Çocuğunu dinleyen, gerekirse destek alan her aile, sadece çocuğunun değil, kendi iç dünyasının da yükünü hafifletir. Bu yazı, tam da bu yüzden çok değerli; çünkü yargılamadan, suçlamadan, sadece anlamaya çağırıyor. Ve bence çocuklar için atılabilecek en büyük adım da tam olarak bu.