Sevgili okurlarım, aslında menfaatsiz hak, hukuk ve adalet mücadelesi verenler, dünyanın en sessiz fakat en güçlü kahramanlarıdır. Makam, servet ya da kişisel kazanç peşinde koşmayan bu insanlar sadece adalet, doğruluk ve hakikat uğruna mücadele ederler.

 

Kendi vicdanlarının sesine kulak verirler; onların derdi koltuk, para, şan ve şöhret değil, hakkın yerine gelmesidir. Hakkın ve adaletin sağlanması için verdikleri mücadele sonucunda çoğu zaman yalnızlık, fedakârlık ve zorlukla karşı karşıya kalmaktadırlar. Ancak toplumda halkın çıkarı için çalışan, kendi şahsi çıkarını arka plana atan bu kişiler zamanla güven ve saygı kazanırlar.

 

Değerli okurlarım, bugünkü konumuzla bağlantılı olarak bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum:

 

Bir çakal aç kalınca kasabaya inmiş.

 

  • Sütçünün süt çanağını devirip sütü içmiş.
  • Fırıncının tezgâhından ekmek yemiş.
  • Kasabın vitrininden ise kocaman bir but kapıp mideye indirmiş.

 

 

Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanarak çakalı kovalamaya başlamış. Çakal önde, köpekler arkada amansız bir kovalamaca başlamış. Ancak bir süre sonra sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış. Biraz daha geçince fırıncının köpeği de nefes nefese kalıp geri dönmüş. Kasabanın çıkışına yakın bir yerde ise kasabın köpeği pes etmiş.

 

Çakalın arkasında yalnızca demircinin köpeği kalmış. Çakal önde, demircinin köpeği arkada kovalamaca sürmüş. Sonunda çakal yorgunluktan dayanamamış ve öfkeyle sormuş:

 

— “Yahu arkadaş! Sütçünün sütünü içtim, tamam. Fırıncının ekmeğini yedim, o da tamam. Kasabın etini kaptım, kabul. Ama buna rağmen onlar bile peşimi bırakmışken, ben demirciye ne yaptım ki sen hâlâ beni bırakmıyorsun?”

 

Demircinin köpeği hiç düşünmeden cevap vermiş:

 

— “Seni cezalandırmam için bana zarar vermen şart değil. Sen, başkalarına zarar verdiğin için suçlusun. Ötekiler çıkar peşinde koşabilir, ama ben adalet ve hak için senin peşini bırakmıyorum!”

 

Çakallar, demircinin köpeği gibi yalnızca hak ve hukuk peşinde koşanları asla anlayamaz. Hatta yaptıklarını aptalca bulurlar.

 

Hak, hukuk ve adalet mücadelesi verenler bazen bir kalemin ucunda, bazen bir meydanın ortasında, bazen de suskunluğun ağır sessizliğinde hakkı haykırırlar. Onların mücadelesi ne alkışa, ne şöhrete, ne de dünyevî bir payeye dayanır. Kaynakları vicdan, dayanakları iman, hedefleri ise insanlığın onurudur.

 

Tarih, böylesi insanların izleriyle güzelleşmiş; toplumlar onların gölgesinde nefes almıştır. Çünkü menfaatsiz hak ve hukuk savunucuları, adaletin karanlıkta sönmeyen kandilleridir.

 

Köşenin Sözü:

“Yerin üstüne baktım uykuya dalmışlar, altına baktım çürüyüp toprak olmuşlar.”

— Ömer Hayyam

 

Abdulbaki Akbal