HER ŞEYİN PAHALISI NEDEN BİZDE?
Enerji sektöründen tutun elektronik sektörüne kadar fiyatlar dünya fiyat ortalamasının çok çok üstünde olduğunu görüyoruz. Acaba bunun nedeni nedir? Çünkü ülkede savaş yok, vergiye gelince oranlar yüksek diğer taraftan her yıl büyüme oranları yetkililerin ifadesine göre az değil. Akaryakıtta motorin litresi 100 liraya dayanmış, diğer taraftan yeni bir araç alındığında özel tüketim vergisi yüzde 60-70'lerde olmasına rağmen bizde her şey normalin üzerinde seyrediyor.
HER ŞEYİN PAHALISI NEDEN BİZDE?
Değerli okurlarım,
Arabadan akaryakıta, elektronik eşyadan günlük ihtiyaçlara kadar birçok üründe, dünya ortalamasının üzerinde fiyatlarla karşı karşıyayız. Peki, aynı ürünler başka ülkelerde daha uygun fiyatlarla satılırken Türkiye’de neden bu kadar pahalı?
Bugün enerji piyasalarını etkileyen uluslararası gelişmeler, özellikle de Orta Doğu’daki savaş ve çatışmalar, akaryakıt fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Ancak binlerce kilometre uzakta bulunan Avrupa ve Amerika ülkelerinde, yüksek maliyetlere rağmen akaryakıtın Türkiye’ye kıyasla daha uygun fiyatlarla satıldığı görülüyor. Türkiye’de motorinin litre fiyatı ise yaklaşık 100 lira seviyelerine ulaşmış durumda.
Otomobil fiyatlarında da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Türkiye’de yeni bir otomobil satın almak isteyen vatandaş, neredeyse bir araç kendisine, bir araç da devlete alıyormuş gibi yüksek bir vergi yüküyle karşı karşıya kalıyor.
Elektronik ürünlerde de durum farklı değil. Bilgisayar, akıllı telefon ve benzeri teknolojik ürünler, dünyanın birçok ülkesine kıyasla Türkiye’de tüketiciye çok daha yüksek maliyetlerle ulaşıyor.
Üstelik Türkiye, gelişmekte olan ve ekonomisinin her yıl büyüdüğü ifade edilen bir ülke. Ancak vatandaşın günlük hayatına yansıyan tabloya baktığımızda, büyümenin yanında vergi yükünün de giderek arttığını görüyoruz.
Anayasa’nın 73. maddesi ise vergi konusunda önemli bir ilke ortaya koyuyor: Verginin, herkesin mali gücüne göre alınması ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtılması.
Ancak Türkiye’de vergi gelirlerinin önemli bir bölümünün dolaylı vergilerden oluştuğu görülüyor. Dolaylı vergiler, gelir düzeyine bakılmaksızın tüketim üzerinden alındığı için toplumun farklı kesimlerini aynı şekilde etkileyebiliyor. Bu durum, özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşların üzerindeki ekonomik yükün daha fazla hissedilmesine neden oluyor.
Devletin vergiyi toplarken de sosyal hakları dağıtırken de temel ölçüsü mali güç, ihtiyaç ve adalet olmalıdır.
Sonuçta mesele yalnızca bir ürünün pahalı olması değildir. Asıl mesele, vatandaşın kazancının ne kadarının temel ihtiyaçlara, ne kadarının vergiye ve zorunlu giderlere gittiğidir.
Ekonomi büyüyor deniliyor, vergi gelirleri artıyor deniliyor. Fakat vatandaşın sorduğu soru değişmiyor:
“Bunca vergi ödüyorsak, neden her şey hâlâ bu kadar pahalı?”
Bu sorunun cevabı, yalnızca fiyat etiketlerinde değil; vergi sisteminin yapısında, gelir dağılımında ve ekonomik politikaların vatandaşın günlük yaşamına nasıl yansıdığında aranmalıdır.
Çünkü önemli olan sadece devletin daha fazla vergi toplaması değil, vergi yükünün adil paylaşılması ve vatandaşın ödediği verginin karşılığını hayatında hissedebilmesidir.
Her şey pahalı olabilir; ama adaletin fiyatı olmamalıdır.
Günün Sözü :”Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.”
Adulbaki Akbal
Mali Müşavir-B.Denetçi

0 Yorum