Koltuk mu Hizmet Ediyor, Yoksa İnsan mı Koltuğa?
Başkan ve koltuk arasındaki ilişkiyi, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Richard Tahaler, Harward Üniversitesi profesörü Max Bezmen ve Amerikalı yönetim bilimci Barry Staw ortak olarak vardıkları sonuç şuydu: İnsanlar bir kararın yanlış olduğunu fark ettiklerinde bile onu terketmekte zorlanıyor. Sorun çoğu zaman kararın kendisi değil o karara bağlanan kimlik, itibar ve biriktirilmiş siyasi sermaye oluyor.
Koltuk mu Hizmet Ediyor, Yoksa İnsan mı Koltuğa?
Toplumların geleceğini belirleyen en önemli unsur, makamların kimlerin elinde olduğu kadar, o makamların nasıl kullanıldığıdır. Ne var ki tarih boyunca dikkat çeken ortak bir gerçek vardır: Birçok insan, oturduğu koltuğu bırakmakta büyük zorluk çeker. Zamanla makam ile kişi arasında görünmez ama güçlü bir bağ oluşur. İşte tam da bu noktada şu soru önem kazanır: Makam kişiyi mi yüceltmektedir, yoksa kişi mi makamı yüceltmektedir?
Davranış bilimleri ve ekonomi alanında yapılan araştırmalar, bu soruya önemli cevaplar vermektedir. Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Richard Thaler, yönetim bilimci Barry Staw ve Harvard Üniversitesi Profesörü Max Bazerman'ın ortak değerlendirmeleri, makamı bırakmanın neden bu kadar zor olduğunu bilimsel verilerle ortaya koymaktadır.
Richard Thaler'e göre insan zihni, kaybetmeyi kabullenmekte son derece isteksizdir. Yanlış olduğu anlaşılan bir karar bile, "Biraz daha beklersem belki düzelir." düşüncesiyle sürdürülmeye çalışılır. Çünkü insan yalnızca kararından değil, o kararla birlikte inşa ettiği itibarından, kimliğinden ve prestijinden de vazgeçmek istemez.
Max Bazerman ise yıllar süren araştırmalarında, şirketlerden devlet yönetimine kadar birçok alanda benzer bir tabloyla karşılaşmıştır. Başarısız olduğu açıkça görülen kararlar bile terk edilmek yerine daha fazla zaman, daha fazla emek ve daha fazla siyasi sermaye harcanarak savunulmaya devam edilmektedir. Çünkü geri adım atmak, geçmişte yapılan tercihin yanlış olabileceğini kabul etmek anlamına gelir. Oysa birçok yönetici için bunu kabul etmek, en ağır psikolojik yüklerden biridir.
Barry Staw bu durumu "Bağlılığın Tırmanması" kavramıyla açıklar. İnsanlar ilk tercihleri beklenen sonucu vermediğinde geri çekilmek yerine çoğu zaman daha fazla yatırım yaparlar. Böylece yanlış kararlar düzeltilmek yerine büyütülür; hatalar zincirleme şekilde devam eder.
Oysa gerçek liderlik, her şartta aynı yolda yürümek değildir. Asıl liderlik, değişen şartları doğru okuyabilmek, gerektiğinde hatasını kabul edebilmek ve yeni bir yol çizebilmektir. Cesaret yalnızca karar almakta değil, gerektiğinde o karardan vazgeçebilmektedir.
Uzun yıllar aynı makamda kalan kişilerde ise farklı bir psikolojik süreç başlar. Yaklaşık on beş-yirmi yıl boyunca aynı görevde bulunan yöneticiler, zamanla kurum ile kendi kişiliklerini özdeşleştirmeye başlarlar. Eleştirilere karşı daha kapalı hâle gelir, kendi kararlarının sorgulanamaz olduğuna inanabilirler. Böylece makam, bir görev olmaktan çıkar; kişinin kimliğinin ayrılmaz bir parçasına dönüşür.
Psikoloji literatüründe buna "rol kimliği" denilmektedir. İnsan uzun süre aynı görevi yaptığında, mesleği veya makamı kişiliğiyle bütünleşir. Bu nedenle görevden ayrılmak yalnızca bir koltuğu bırakmak değil, aynı zamanda kendini yeniden tanımlamak anlamına gelir. İşte bu yüzden birçok lider için en büyük mücadele rakipleriyle değil, kendi egoları ve benlik algılarıyla yaşanmaktadır.
Unutulmamalıdır ki hiçbir makam sonsuz değildir. Kalıcı olan koltuklar değil, geride bırakılan eserlerdir. İnsanları yücelten makamlar değil; adaletleri, tevazuları, ilkeleri ve hizmet anlayışlarıdır. Makama değer katan da, onu onurlandıran da kişilerin ortaya koyduğu duruştur.
Gerçek lider, koltuğa tutunan değil; zamanı geldiğinde onu daha güçlü bir kurumsal kültür bırakarak devredebilendir. Çünkü tarihte saygıyla anılanlar, makamlarını sonsuza kadar koruyanlar değil; görevlerini hakkıyla yerine getirip zamanı geldiğinde onurla ayrılmasını bilenler olmuştur.
Sonuç olarak, makamlar emanet, hizmet ise kalıcıdır. Koltuğu korumaya çalışanlar zamanla koltuğun esiri olabilir; fakat millete hizmet etmeyi amaç edinenler, görevleri sona erse bile gönüllerde yaşamaya devam ederler. Asıl mesele koltukta ne kadar oturduğunuz değil, o koltuğa ne kadar değer kattığınızdır.
Köşenin Sözü :”Hırs büyüdükçe sahibini küçültür.” (Jean Jacques Rousseau)
Abdulbaki Akbal

1 Yorum
Fuat Karahan
01.08.2026 08:43:06
Herkesin kendine göre doğruları var.Benim Doğrum, Senin Doğrun, Onun Doğrusu ve En Önemlisi REEL(GERÇEK) DOĞRU. Genelde bizim doğrularımız menfaatimize hizmet eden olanıdır.Gerçek doğru ise toplumun menfaaite hizmet eden doğrulardır. Ne yazık ki koltuk halka değil de kişi veya kişilere hizmet etmeye devam ettiği sürece kimse bırakmak istemez.Toplum olarak kurumu değil kişileri ön plana çıkardık. Her zamanki gibi doğru ve etkileyici bir yazı olmuş Abdülbaki Hocamıza teşekkür ederiz