MODERN EĞİTİM ANLAYIŞINDAN POST-MODERN EĞİTİM ANLAYIŞINA……..

   Modern eğitim anlayışını anlamak için Modernizmin tarihini bilmek gerekir. Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa’nın ticaret yollarını ele geçirmesinden dolayı Avrupa Ülkeleri de deniz yolu ile hint ve Çin’e ulaşabilmek için değişik yollar ararken yeni kıtaları keşfettiler. Avrupa’da coğrafi keşiflerle birlikte sermaye akışı (Amerika, Afrika gibi kıtaların zenginliklerini Avrupa’ya taşıdılar) oldu. Ticaret önem kazanmaya başladı. Bunun sonucunda Avrupa’da zenginleşme oluştu. Zenginleşmenin akabinde eğitime ve kültüre önem vermeye başladılar ve bunun sonucunda aydınlanma devrine girildi.Coğrafi keşifler, ticaret ve aydınlanma gelişimi getirdi ve sanayi devrimine geçtiler. 

 

    Sanayileşmenin gelişimi sonucu fabrikalarda malları seri şekilde çok sayıda üretime geçildi.Bunun sonucunda daha çok kar elde etmek için sınırsız üretim ve sınırsız çalışma  kavramı ortaya çıktı. Modernizm, Kapitalizme hizmet eden bir anlayış haline gelmiştir.Bu anlayıştan dolayı bu fabrikalarda çalışacak çok insana ihtiyaç duyuldu. 19.Yüzyılda İlk sanayileşmenin merkezlerinden biri  olan İngiltere’de fabrikaların bulunduğu şehirlerde çalışacak insan sayısı az olduğu için köylerden şehirlere doğru insanları göç etmeye teşvik ettiler yada zorladılar. O dönemde fabrikalarda çalışan insanlar(kadın,yaşlıdemeden) günde 14 ile 18 saate kadar karın tokluğuna çalıştırılıyordu.Şehirlere gelen insanlar bu ağır koşullarda çalışmak istemediler ve köylerine dönmek istediler. Bunu gören iktidar insanları köye dönmelerini engellediler ve geri dönmemek için köylerinin etraflarını çitlerle kapatıp askerler nöbet tutuyordu. Mecburen şehirlerde kalıp ağır şartlarda çalışan işçiler bu sefer çalışmayıp bir şekilde karınlarını doyurmak istediler. Bu sefer topluma egemen olan hakim güçler, çalışmayanları anormal, kötü, ahlaksız,sapkıngöstermeye çalıştılar. Hapishaneler, tımarhaneler bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bunun etkisi günümüze kadar gelmiştir.İşçilere yapılan bunca baskılardan sonra toplum tarafından kendilerine sapkın, anormal görünmemek için insanlar yani işçiler mecburen çalışmak zorunda kalmıştı. Ama bu sefer işçiler işlerini isteksiz, verimsiz yapmaya başladılar. Bu nedenlerle modern eğitim anlayışını ortaya çıkardılar. Modern eğitim anlayışında amaç fabrikalara işçi üretmek idi. Onun için modern eğitimde(Mesleki okullar, askeri okullar gibi bütün okullarda bu anlayışı temele aldılar)iyi öğrenci, söz dinleyen, çalışkan, itaatkar, efendi yani robot gibi olan iyi öğrencidir. Kötü öğrenci ise tembel, söz dinlemeyen yani itaatkar olmayan öğrencidir. Kapitalizmin bütün dünyaya egemen olmasından dolayı bu eğitim anlayışı da bütün dünyaya egemen olmuştur. Psikoloji’de tam bu zamanda ortaya çıkmıştır. Psikolojinin çıkış amacı insanı tanısın ki insanlar yani işçiler daha verimli olsun. İnsanı tanıyarak onların isteklerine uygun iş koşulları oluşturmak istedi. Demem o ki Psikolojinin de çıkış amacı kapitalizme hizmettir. 

 

      Günümüze geldiğimizde hakim egemen güçler özellikle 1990’lardan sonra bu modern eğitim anlayışını terk etmeye başladılar. Nedeni ise sanayileşmenin getirdiği sınırsız üretim ve sınırsız çalışma anlayışının sona ermesidir.Bununsonucunda eğitimdeki itaatkar, çalışkan, efendi kalıbındaki tek tip öğrenciye ihtiyaç azaldı(Yani işçiye ihtiyaç azaldı). Bilgi çağı ve iletişim çağındayız.Dolayısıyla nitelikli az insana artık ihtiyaç duyuluyor. Sanayi devrindeki emek gücüne dayanan her insana ihtiyaç duyuluyordu. Ama günümüzde bu anlayış değişti. Çok insana ihtiyaç azaldı. Bunun sonucunda Post-Modern eğitim anlayışı adı altında eğitimde yeni bir anlayışa geçildi. İtaatkar olmayan, zeki,aykırı yani yaratıcı insana ihtiyaç duyuldu. Buna öğrenci merkezli eğitim anlayışı dediler. Bütün dünya Türkiye’de dahil sorgulamadan bu anlayışa geçmeye çalıştılar. Koşullarımıza, ekonomimize, toprağımıza, kültürümüze uyuyor mu ? diye tartışmamız lazımdı, konuşmamız lazımdı. Kanımca geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın Maarif Modeli adı altında bütün okullarda bu eğitim anlayışına geçilmesini istediği anlayış öğrenci merkezli eğitim sistemidir. Öğrenci yaratıcısını temele alan bu modeli o kadar karmaşık halde sundukları için bu modeli anlamak için insan üstü bir çaba sarf etmek gerekir.Sanki insanların anlamasını istemiyorlar izlenimini edindim. 

 

   Not: Bu perspektifi bana kazandıran ve ilham olan ünlü Sosyolog-Filozof-Düşünür Michel Focuault’un  kitaplarıdır. 

 

​Eğitimci-Sosyolog Ahmet Dağar