Değerli okurlarım,

Herkes mutlu olmak ister. Ancak yalnızca mutluluğu istemek, insanı mutlu etmeye yetmez. Çünkü mutluluk gökten zembille inmez; emek ister, sabır ister, bakış açımızı değiştirmeyi ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmeyi gerektirir.

Peki, mutlu olmak için zengin olmak mı gerekir?

Elbette hayır. Para hayatımızı kolaylaştırabilir, ihtiyaçlarımızı karşılayabilir ve bize belirli ölçüde güvence sağlayabilir. Ancak zengin olmak, insanın mutlaka mutlu olacağı anlamına gelmez. Çünkü paranın satın alabildiği şeylerle insanın gönlünde ihtiyaç duyduğu şeyler aynı değildir.

Mutluluk hazır bulunan bir nimet değil, insanın kendi elleriyle inşa ettiği bir hayat biçimidir.

Bazen insanı mutsuz eden şey yoksulluk, başarısızlık veya sahip olamadıkları değildir. Asıl sorun; sürekli başkalarıyla kendini kıyaslamak, başkasının sahip olduklarına imrenmek, kıskançlık yapmak ve herkes tarafından sevilme arzusuna kapılmaktır. İnsan başkalarının hayatına baktıkça kendi hayatındaki güzellikleri görmez hâle gelebilir.

Oysa mutluluk çoğu zaman sandığımızdan çok daha yakındır.

Bir insanı sevmekte, sevdiğimiz bir kitabın sayfalarında, ihtiyaç sahibi birine maddi veya manevi destek olmakta, bir çiçek ya da ağaç yetiştirmekte, gerçek bir dostun derdini dinlemekte saklı olabilir mutluluk.

Bazen bilmediğimiz bir şeyi öğrenme merakında, bazen paylaşmanın huzurunda, bazen de hiçbir karşılık beklemeden yapılan küçük bir iyilikte karşımıza çıkar.

Çünkü insan, yalnızca kendisini düşündükçe küçülen; başkalarına, hayata ve çevresine açıldıkça büyüyen bir varlıktır.

Para elbette hayatın önemli gerçeklerinden biridir. Sağlık, beslenme, barınma ve geleceğe dair güvence sağlayacak bir gelir, huzurlu bir hayatın önemli altyapısını oluşturur. Fakat para mutluluğun kendisi değildir. Para mutluluğun altyapısını kurabilir; fakat mutluluğu satın alamaz.

Öyleyse mutluluğun gerçek tarifini şöyle yapabilir miyiz?

İhtiyaçlarımızı karşılayacak kadar maddi güvenceye sahip olmak…

Sevecek ve sevilecek kadar insan biriktirmek…

Kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğunu kabul edecek kadar olgunlaşmak…

Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenecek, değiştirebileceklerimiz için ise mücadele edecek kadar bilge olmak…

Belki de mutluluk tam olarak budur.

Elimizdekilerle yetinmek, sahip olduklarımızın değerini bilmek ve elimizdeki malzemeden güzel bir hayat inşa edebilmek…

Sözün özü; mutluluk, hayatın bize verdiklerini küçümsemeden, eksiklerimizin peşinde kaybolmadan ve sahip olduklarımızın kıymetini bilerek yaşama sanatıdır.

Çünkü gerçek zenginlik, en çok şeye sahip olmak değildir.

Gerçek zenginlik, sahip olduklarının değerini bilmek ve onlarla huzur içinde yaşayabilmektir.

Belki de mutluluğun resmi tam olarak budur.

Günün Sözü :”Çoban kurda dost olursa, vay koyunun haline!..” (Kudatgu Bilig)

Abdulbaki Akbal