Neden Ucuz Ölümler Ülkesiyiz?

Değerli okurlarım, hayat bizim ülkemizde neden bu kadar ucuz. Biz kaderci bir toplumuz. Kaderci bir toplum, sorunların nedenlerini çoğu zaman dışarıda ya da görünmez bir güçte arar. Böylece bireysel sorumluluk, toplumsal mücadele, hak arayışı ve hesap sorma kültürü zayıflar. "Olan oldu, demek ki böyleymiş" düşüncesi; haksızlık karşısında sessiz kalmayı, adaletsizliklere alışmayı, değişim talebinin bastırılmasını beraberinde getirir.

Türkiye, dünyanın  en zengin topraklarına,  en genç nüfuslarından birine, en canlı üretim potansiyellerinden birine sahip bir ülke. Fakat tüm bu avantajların gölgesinde, yıllardır değişmeyen bir acı gerçek yatıyor: İnsan hayatı bu coğrafyada çoğu zaman ucuz. Ölüm, kaderciliğe yaslanarak sıradanlaştırılıyor; ihmaller, hatalar ve denetimsizlikler ise toplumun kanıksadığı bir “olağan durum” haline getiriliyor.

Bu yazı, Türkiye’deki “ucuz ölümler” gerçeğini çarpıcı örneklerle ele alırken, aynı zamanda bu kültürün nasıl oluştuğunu, neden kalıcılaştığını ve nasıl değiştirilebileceğini irdelemektedir.

1. İş Cinayetleri:

Türkiye, yıllardır işçi ölümlerinde Avrupa’nın birincisi, dünyanın ise ilk sıralarında yer alıyor. Madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda, tersanelerde yaşanan kazalar—ya da daha doğru ifadeyle ihmal sonucu iş cinayetleri—binlerce aileyi göçertiyor.

Soma Faciası:

301 madenci, alınmayan önlemler yüzünden can verdi. Ardından ülkenin kaderine sinen o cümle tekrar edildi:
“Bu işin fıtratında ölüm var.”

Bu söz, Türkiye’de can güvenliğinin ne kadar değersiz görüldüğünün en çarpıcı örneklerinden biridir.

Ermenek Faciası:

18 işçi su dolan madende mahsur kaldı. Sorun basitti: alınmayan tedbirler ve yıllardır süren denetimsizlik.

İnşaat Sektörü:

Türkiye’de her yıl yüzlerce işçi yüksekten düşerek, elektrik çarpmasıyla veya malzeme çökmesiyle ölüyor. Bunun adı kaza değil; sistemin üretim biçimi.

 

2. Trafik Kazaları:

Türkiye’de her yıl on binlerce insan trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Bu oran, birçok gelişmiş ülkenin katbekat üstünde.

Neden?

  • Yetersiz denetim,
  • Ehliyetin bir formaliteye dönüşmesi,
  • Bozuk altyapı,
  • Kamyon ve otobüslerde standart dışı çalışma saatleri,
  • Kamu taşımacılığında özensizlik,
  • Ve en önemlisi: “trafik kültürünün” eksikliği.

Bir otobüsün şoförü direksiyon başında uyuyup 40 kişiyi öldürdüğünde, toplum yine bildik cümle ile karşılaşır:
“Kader…”

 

Oysa kader yoktur; uyumadan direksiyon sallayan yorgun işçi vardır, izin vermeyen işveren vardır, denetlemeyen devlet vardır.

  3.Depremler:

Türkiye’de deprem doğal afettir, ama ölüm insan kaynaklıdır.

1999 Marmara Depremi

Resmi rakamlarla 17 bin insan.
Çürük beton, imar afları ve göz yumulmuş kaçak yapılar.

2023 Kahramanmaraş Depremleri

50 binden fazla can kaybı. Yine aynı neden: kontrolsüz kentleşme, yıllarca verilen aflar, denetlenmeyen binalar.

Deprem öldürmedi; ihmal öldürdü.

 

4. Sağlıkta, Ulaşımda, Kamusal Alanda Ölümler

  • Ambulans beklerken yolda kaybedilen canlar,
  • Okulda ihmale bağlı zehirlenen öğrenciler,
  • Asansör faciasıyla hayatını kaybeden gençler,
  • Belediyelerde yetersiz bakımla meydana gelen çökmeler, kopmalar, devrilmeler…

Her olaydan sonra toplum birkaç gün konuşur, sonra gündem değişir. Ölümler unutulur, sistem aynı şekilde işlemeye devam eder.

5. Gıda Zehirlenmeleri:

 

Almanya’dan Türkiye’ye tatile gelen Türk vatandaşı olan Böcek ailesi, Fatih'te oteldeyken zehirlenme şüphesiyle hayatını kaybeden aileden çocuklar Kadir Muhammet Böcek (6) ve Masal Böcek (3) ve anne Çiğdem Böcek'in ardından hastanede tedavisi devam eden baba Servet Böcek de yaşamını yitirdi.

Olay, 12 Kasım'da Fatih'te bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Almanya'dan İstanbul'a gelen Servet ve Çiğdem Böcek çifti, çocukları Kadir Muhammet ve Masal ile birlikte Fatih'teki bir otelde konaklamaya başladı.

Gece saatlerinde anne Çiğdem Böcek, 3 yaşındaki kızı Masal'ı hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine otele sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan çocuklardan Masal Böcek, ağabeyi Kadir Muhammet hayatını kaybetti. Anne Çiğdem Böcek ise çocuklarının ölümünden 2 gün sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

 

 

5. Neden Bu Ülkede Ölüm Ucuz?

 

Türkiye’de ölümleri ucuzlaştıran başlıca yapısal sorunlar şunlardır:

 

1. Kaderci Kültür

“Sıkı denetim yerine kadere sığınmak” yıllardır sürdürülen bir alışkanlıktır.

2. Cezasızlık

“Nasıl olsa ceza çıkmaz” anlayışı, sorumluluğu ortadan kaldırır.

3. Denetimsizlik

Birçok sektör, göz göre göre kontrolsüzdür.

4. Siyasi ve ekonomik çıkar ilişkileri

Müteahhitten işverene, taşerondan idareye uzanan zincir, çoğu zaman karşılıklı korunur.

 

6. Toplumsal hafızanın zayıflığı:

 

Sonuç: Değerli Olan Yaşatmaktır. Bir ülke medeniyet seviyesini yollarıyla, binalarıyla, ekonomisiyle değil; insan hayatına verdiği değerle ölçer. Türkiye’nin gerçek dönüşümü, can güvenliğini merkeze alan bir toplum ve yönetim anlayışıyla mümkündür.

İnsan yaşatılırsa devlet yaşar; insan korunursa toplum gelişir.
Aksi halde, her ölüm bir istatistik olarak kalır ve bu coğrafyada kader adı altında gerçekte ihmalin sıradanlaştırılması devam eder.

 

Abdulbaki Akbal