Nusaybin Ekonomisi :Bereketten Yoksulluğa Uzanan Bir Yol

Değerli okurlarım, Nusaybin ilçesi, 25–30 yıl öncesine kadar ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olan, üretken bir yerleşim alanıydı. Özellikle Nusaybin Ovası, verimli toprakları ve su kaynakları sayesinde bölgenin önemli tarım merkezlerinden biri konumundaydı. Bu dönemde tarımsal üretimin bel kemiğini sulu tarım oluşturuyor; pamuk, mısır ve benzeri ürünler hem çiftçinin geçim kaynağı oluyor hem de ilçe ekonomisine ciddi katkı sağlıyordu.

Bir zamanlar Nusaybin denince akla üretim gelirdi. Toprak vardı, su vardı, emek vardı. O yüzden bereket vardı. Aradan çeyrek asır geçti; bugün aynı Nusaybin’de çiftçi toprağına küsmüş, esnaf kepenk indirme derdinde. Peki, bu noktaya nasıl gelindi?

Nusaybin ekonomisi uzun yıllar tarıma dayalı bir yapıya sahipti. Çağ-Çağ Deresi’nin suladığı ovalarda pamuk ekilir, mısır yetiştirilirdi. Sulu tarım, yalnızca çiftçinin değil, ilçe ekonomisinin de bel kemiğiydi. Ancak zamanla alınan yanlış kararlar bu düzeni bozdu. Dere suyunun bazı yerleşim alanlarına içme suyu olarak verilmesi, tarımsal sulamayı sekteye uğrattı. Çiftçi bir anda susuz kaldı.

Susuz tarım Nusaybin için bir çözüm olmadı. Çünkü son 15 yıldır bölge kuraklıkla boğuşuyor. Yağmur ya  hiç yağmıyor ya da vaktinde düşmüyor. Bu şartlarda susuz tarımdan alınan verim neredeyse yok denecek kadar az. Tarlaya giren çiftçi, masrafını bile çıkaramaz hâle geldi. Pamuk ve mısır gibi sulu tarım ürünleri ise artık birer hatıra.

Tarım çökerken, Nusaybin’in ikinci gelir kapısı olan ticaret bir süre ilçeyi ayakta tuttu. Sınır kapılarının açık olduğu dönemlerde Lübnan’dan, Beyrut’tan, Suriye’den getirilen elektronik ürünler büyük ilgi görüyordu. Bu mallar Nusaybin’den Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılıyor, ilçe esnafına ciddi kazanç sağlıyordu. O dönemler Nusaybin “kaçak mal pazarı” olarak anılırdı; bugün kulağa hoş gelmeyen bu ifade, o günlerde binlerce insanın ekmek kapısıydı.

Ancak Türkiye genelinde ithalat ve ihracatın serbestleşmesiyle birlikte bu ticaretin de cazibesi kalmadı. Yasal yollarla getirilen ürünler piyasayı doldurdu, sınır ticareti önemini yitirdi. Böylece Nusaybin esnafının bir gelir kapısı daha kapandı.

Köşenin  Sözü :”Nusaybin, toprağı bereketli, kaderi çorak.”

 

Abdulbaki Akbal

Mali Müşavir-Denetçi