NUSAYBİN’İN SU İLE İMTİHANI

Yağmur yağmazsa bir dert, aşırı yağınca başka bir dert. Geçen sene o kadar az yağmur yağdı ki birçok tarla ürün vermedi. Gerçek şu ki toplum olarak yıl başında ayrı, Ramazan’da ayrı, bayramlarda bambaşka zam yemeye zaten alışığız fakat geçen sene yağmursuzluktan dolayı birçok tarım ürününün fiyatı daha da arttı. Bu sene ise maşallah o kadar çok kar ve yağmur yağdı ki barajlar doldu, göletler taştı, seller bile oldu. Tüm doğa olayları gibi bu aşırı yağışlar -ki Allah’a göre uygun yağışlardır- da birçok altyapı eksikliğimizi yüzümüze vuruyor.

Su akar yolunu bulur, diye bir söz vardır ama gerek Nusaybin merkezdeki su birikintileri gerek kırsal mahallelerdeki sel baskınları, insan eliyle yapılmış mühendislik harikalarının engeliyle karşılaştı. Suyun yoluna çıkan her yapı hatalı yapılmıştır. Suyun akmasına uygun yapılmayan her dar boru veya menfez bize felaket olarak çarpıyor. Başka ülkelerde suyu emen asfalt sistemleri kuruluyor, yağmur yağdığında hemen emip alt tarafa aktarıyor. Akan yağmur israf olmasın da tarımda kullanılsın diye yeni sistemler kullanılıyor biz ise daha “Malımıza canımıza bir şey olmasın” seviyesindeyiz.

Nusaybin merkezde “Hendek Dönemi” sonrası yapılan yeniden yapılanma sürecinde binlerce yeni ev yapıldı,  gerçekten de çok büyük paralar akıtıldı ama gelin görün ki bu evlerin kalitesine uygun kanalizasyon sistemi kurulmadı. Hatta yıkılmayan mahallelerdeki geniş borular bile çok dar borularla değiştirildi. İkide bir patlayan kanalizasyon boruları yüzünden yollar delik deşik olmuş. Her köşe başında, hemen hemen her sokakta ve caddede tamirattan sonra çukurlar oluşuyor. Çukurlar yamalanarak idare ediliyor. Yağmur sonrası o yamalar tekrar çukura dönüşüyor. Dönemin İller Bankası’nın finanse ettiği iddia edilen bu kanalizasyon projesi şehrin tüm altyapısını zora sokmaktadır. Bazı evlerin içine doğru akan pis kokulu kanalizasyon suyu insanımızı bıktırmaktadır. Bu bariz hata, düzeltilmediği sürece tıkanıklar ve su birikintileri,  şehir içinde aylarca akan yapay nehirlerimiz olmaya devam edecek.

Nusaybin’e içme suyu sağlayan şebekeden günlerdir çamurlu su akıyor. Arıtma cihazlarının filtreleri çamurla doldu. Halk mecburen kaç gündür marketlerden su satın almak zorunda kalıyor.  Hepimiz aynı su şebekesinden içiyoruz, kirli suyun sağlığımıza hemen etki edeceği çok açık. Eğer önlem alınmazsa tifo, kolera ve dizanteri gibi çoktandır  gündemimizde olmayan kirli su kaynaklı hastalıklar  bizi bekliyor. Gelecek senelerde aynı problemin yaşanmaması için içme suyunu karşılayan kanala sel sularının karışmaması için şimdiden tedbirler alınmalı, su kanalı ve havuzun temiz olası için gerekli altyapı yatırımlarına başlanmalıdır.

Su olamasa dert israf edilse başka bir dert. Kızıltepe  ve Mardin’e su taşıyan ayrı bir boru hattı var ki yağmurun yağmadığı günlerde bile zırt pırt patlamaktadır.  Nedense tüm su borusu patlamaları Nusaybin’den yaklaşık  20-25 km uzaklığa kadarki alanda yaşanmakta. Acaba Tilkitepe’den öteye  farklı boru mu kullanıldı ?  Oradan itibaren farklı bir jeolojik kayaç yapısı var a o mu patlatıyor?  Acaba belirli bir yere kadar pompasız da sonrasında mı pompa kullanılıyor?  Bildiğim kadarıyla önceki yıllarda su kaçaklarını tespit eden bir sistem vardı ona ne oldu? O da mı patlayan suyla havaya uçtu? Su kaçakları kaynaklı problemler varsa neden su kaçaklarına müdahale edilmiyor,  bu su hepimizin milli servetidir mi? Ayrıca duyduğuma göre Mardin’e yeni bir su hattı daha çekilecekmiş. İnşallah doğru değildir çünkü bununla  Nusaybin’in suyu tamamen tükenecektir. İnşallah bu arızaları tamir edecek yapıda bir projedir.  Boruları değiştireceklerse boruların neyi var? Bu tür projelerde bildiğim kadarıyla CTP boruları kullanılıyor.  Eğer CTP borular kullanılmadıysa ve değiştirilecekse önceden milli bir israfa imza atılmıştır. Eğer zaten CTP borusu döşenmişse ve değiştirilecekse yine milli bir israf imzası taşımaktadır.

Hem darlıkta hem bollukta imtihan edildiğini bilen kulun bilinciyle herkesi su konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Lütfen suyu israf etmeyelim.