Okumaya Adanmış Bir Hayatın Sessiz Hikâyesi
Genellikle okumayan bir toplumuz. İslam toplumunda "beşikten mezara kadar oku" okumaya teşvik ettiğini görüyoruz. Ve hele hele kız oldu mu okumaya göndermeye imtina ediyoruz. Halbuki bir kuş nasıl bir kanatla uçamıyorsa toplumlarda öyle her iki ferdin okumasıyla ancak medeniyet merdivenlerine tırmanabilir ve toplum aydınlanabilir.
Okumaya Adanmış Bir Hayatın Sessiz Hikâyesi
Geçtiğimiz günlerde Nusaybin ilçemizde uzun yıllardır kitap ve kırtasiye alanında özveriyle hizmet veren Esra Kırtasiye’ye uğradım. İçeri girdiğimde, dükkân sahibiyle sohbet eden bir hanımefendi dikkatimi çekti. Sohbetlerine istemeden de olsa kulak misafiri oldum. Kısa süre sonra anladım ki bu hanımefendi, büyük bir emek ve özveriyle kendi imkânlarıyla bir şiir kitabı çıkarmış ve kitabını tanıtmak için gelmişti.
Merakla kendisine kitabını inceleyip inceleyemeyeceğimi sordum. Gülümseyerek kitabını uzattı. Ardından bana nereli olduğumu ve ne işle meşgul olduğumu sordu. Nusaybinli olduğumu ve uzun yıllardır mali müşavirlik yaptığımı söyledim. Sözümü henüz tamamlamıştım ki, heyecanla “Kışla TV’de yazarlık yapıyor musunuz?” diye sordu. “Evet” cevabını verdiğimde, yazılarımı büyük bir ilgiyle takip ettiğini ve insanları çeşitli konularda aydınlattığım için teşekkür ettiğini ifade etti. Bu içten yaklaşım karşısında oldukça memnun oldum.
Ben de kendisini daha yakından tanımak istedim. İsminin Atiye Tekin olduğunu, Nusaybinli olduğunu ve Halk Eğitim Merkezi’nde El Sanatları Teknolojisi alanında usta öğretici olarak görev yaptığını söyledi. Sohbet ilerledikçe kitaplara olan tutkusunu büyük bir heyecanla dile getirdi: “Kitaplar benim hayal dünyam” dedi. Okumaya olan bu derin sevgisi her halinden belli oluyordu.
Hayat hikâyesini anlatırken, eğitimin ilk kademesinden sonra ailesinin kendisini okula göndermediğini ifade etti. Bu durumu “coğrafyamızın kaderi” olarak nitelendirdi. Ancak buna rağmen içinde ukde kalan eğitim arzusunu hiç kaybetmemiş. Üniversiteye kadar okumayı çok istediğini söyledi. Tüm bu eksikliklere rağmen yılmamış, kendi imkânlarıyla okumaya devam etmiş ve sonunda “Geceyi Böldüm” adlı şiir kitabını yayımlamayı başarmış.
Hayatım boyunca okumaya bu denli hevesli, öğrenmeye bu kadar susamış bir insanla nadiren karşılaştım. Atiye Tekin’in azmi, kararlılığı ve bilgiye olan tutkusu gerçekten takdire şayandı. Kendisini içtenlikle tebrik ettim ve bir söz verdim: Hem yazmış olduğu “Geceyi Böldüm” adlı eserini tanıtacak hem de onun bu örnek alınacak azim ve fedakârlığını kaleme alacaktım.
Bu topraklarda nice gizli kalmış hikâyeler, keşfedilmeyi bekleyen nice değerler var. Atiye Tekin’in hikâyesi de bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: İmkânsızlıklar, hayallerin önüne set çekemez; yeter ki insanın içinde öğrenme arzusu ve azim olsun.
Köşenin Sözü : ” Kitaplar, sessiz öğretmenlerdir.”
Abdulbaki Akbal
Maki Müşavir-B.Denetçi

0 Yorum