Psikolog Gözüyle: Nusaybin’de Kitap Fuarı Neden Geleneksel Hâle Gelmeli?

Geçtiğimiz yıl Nusaybin’de önemli bir kültürel adım atıldı. 21–30 Kasım 2025 tarihleri arasında Mitanni Kültür Merkezi’nde Nusaybin 1. Kitap Fuarı düzenlendi. Yazarlar, yayınevleri, öğrenciler, öğretmenler ve kitapseverler bir araya geldi. Bu nedenle bugün artık “Nusaybin’de kitap fuarı olur mu?” sorusundan çok, “Bu güzel başlangıcı nasıl sürdürülebilir hâle getirebiliriz?” sorusunu konuşmamız gerektiğine inanıyorum.

Bir psikolog ve çocuk kitapları yazarı olarak çocuklarla çalışırken kitabın çocuk dünyasındaki yerini yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirmiyorum. Bir kitap; çocuğun duygularını tanımasına, kendisini ifade etmesine, empati geliştirmesine, hayal kurmasına ve farklı bakış açıları kazanmasına eşlik edebilir. Bazen bir çocuk yaşadığı bir problemi doğrudan anlatamaz; ancak okuduğu hikâyedeki bir karakter üzerinden kendi duygularını anlatmaya başlayabilir. Bazen bir kitap, çocuğun korkusunu anlamlandırmasına yardımcı olabilir. Bazen de yalnızca merak ettiği bir konuyu araştırmasına ve öğrenmeye olan ilgisinin artmasına vesile olabilir. Bu nedenle kitapla buluşmak, çocukların gelişiminin önemli parçalarından biridir.

Nusaybin’in çocuk ve genç nüfusu düşünüldüğünde konu daha da anlamlı hâle geliyor. İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün verilerine göre ilçede 27 binden fazla öğrenci eğitim görüyor. Bu sayı, aslında çok büyük bir potansiyeli gösteriyor. Her öğrencinin aynı kitaplara, aynı kültürel imkânlara veya aynı sosyal deneyimlere ulaşabildiğini varsayamayız. Kitap fuarları bu noktada çocukların farklı kitapları bir arada görmesi ve kendi ilgilerine göre seçim yapabilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturabilir.

Üstelik fuar yalnızca kitap satın almak anlamına gelmemeli. Bir çocuk bir yazarla tanışabilir, bir genç ilk kez kendi kitabını seçebilir, bir öğretmen sınıfında kullanabileceği yeni bir kaynak keşfedebilir, bir ebeveyn çocuğunun hangi konulara ilgi duyduğunu fark edebilir. Yani kitap fuarı, kitapla çocuk arasında doğrudan bir bağ kuran sosyal ve kültürel bir alan hâline gelebilir.

Kitap fuarı aynı zamanda bir psikososyal alan da olabilir. Bugün çocukların karşı karşıya kaldığı güçlükler yalnızca ders başarısıyla sınırlı değil. Akran zorbalığı, okul kaygısı, öfke, sosyal ilişkiler, teknoloji kullanımı, özgüven ve kendini ifade etme gibi birçok konu çocukların günlük yaşamının bir parçası olabiliyor. Elbette bir kitap fuarı bu sorunların tamamını çözmez. Ancak çocukların kitap, sanat, kültür ve üretimle buluşabilecekleri güvenli ve nitelikli sosyal alanların artırılması, onların gelişimini destekleyen imkânlardan biri olabilir. Bir psikolog olarak çocukların yalnızca sorunlarının konuşulduğu ortamlara değil; merak edebilecekleri, üretebilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve hayal kurabilecekleri alanlara da ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Kitap fuarı da böyle bir alan olabilir.

Nusaybin’in tarihî ve kültürel kimliği de kitap fuarını sıradan bir organizasyondan çok daha anlamlı hâle getirebilir. Nusaybin’in tarihi, edebiyatı, yerel yazarları, şairleri ve kültürel mirası fuarın özel bölümlerinde çocuklara ve gençlere anlatılabilir. Çocuklarımız kendi şehirlerinin hikâyesini okuyabilmeli, yerel yazarlarla tanışabilmeli, yaşadıkları coğrafyanın kültürel mirasını keşfedebilmeli. Ve belki de “Benim şehrimin de anlatılacak bir hikâyesi var.” diyebilmeli. Bu, çocukların yaşadıkları yere ilişkin meraklarını ve kültürel bağlarını güçlendirebilecek güzel bir fırsat olabilir.

Peki 2026’daki fuar nasıl olabilir? Geçtiğimiz yıl atılan ilk adımın üzerine daha kapsamlı bir program kurulabilir. Çocuk ve gençlik kitapları bölümleri, yazar buluşmaları ve imza günleri, çocuk psikolojisi ve ebeveyn seminerleri, yaratıcı yazarlık ve sanat atölyeleri, öğretmenlere yönelik çocuk edebiyatı etkinlikleri, aile-çocuk okuma etkinlikleri, okulların planlı şekilde fuarı ziyaret etmesi ve Nusaybinli yazar ve şairlere özel söyleşiler düzenlenebilir. Hatta etkinlik yalnızca fuar tarihleriyle sınırlı kalmayıp yıl boyunca sürdürülebilecek bir “Nusaybin Okuyor” projesine dönüştürülebilir.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ilk fuar, Nusaybin’de böyle bir kültür etkinliğinin yapılabileceğini gösterdi. Şimdi yapılması gereken, bunu tek seferlik bir etkinlik olarak bırakmamak. 2026’da ikinci kez düzenlenmesi ve zamanla her yıl çocukların beklediği geleneksel bir kültür buluşmasına dönüşmesi çok değerli olacaktır.

Çünkü bir kitap fuarı yalnızca birkaç gün süren bir organizasyon değildir. Doğru planlandığında bir çocuğun hayatında uzun yıllar kalabilecek bir anıya dönüşebilir. Belki bir çocuk ilk kitabını orada alacak. Belki bir genç ilk kez bir yazarla tanışacak. Belki bir öğretmen öğrencisinin kitaplara olan ilgisini fark edecek. Belki bir çocuk yıllar sonra kendi kitabını yazacak.

İşte bu yüzden mesele yalnızca kitap satmak değil, okuma kültürü oluşturmaktır.

Nusaybin’de 2026 Kitap Fuarı yeniden olsun. Daha fazla çocuk kitaplarla buluşsun. Daha fazla yazar Nusaybin’e gelsin. Daha fazla aile bu kültürün parçası olsun. Ve kitap fuarı, Nusaybin’in her yıl beklenen kültürel etkinliklerinden biri hâline gelsin.

Çünkü çocuklarımızın yalnızca bugünü değil, hayal edebilecekleri bir geleceği de var.

Çocuklarımızın elinde kitap, zihninde hayal, geleceğinde umut olsun