Seyda'nın İneği
Ticaret, yalnızca alıp satma meselesi midir; yoksa insanın ahlakını tartan bir imtihan alanı mı? İslam’ın çarşıya ve pazara yüklediği derin manayı hatırlatan ibretlik bir hatıra, bu soruya güçlü bir cevap veriyor. Bir Seyda’nın (Hocanın) dürüstlükle yaptığı “zarar gibi görünen” bir satış, bereketin gerçek kaynağını gözler önüne seriyor. Bu menkıbe, kazancın çoklukta değil, doğrulukta gizli olduğunu hatırlatıyor. Ve okuru şu hakikatle baş başa bırakıyor: Güvenle yapılan ticaret, hem dünyayı hem ahireti kazanır.
Kutsal dinimiz İslam, ticareti yalnızca rızık temini olarak görmez. Bilakis dürüstlükle, kul hakkı hassasiyetiyle ve samimiyetle icra edildiğinde, ticareti insanı manevî olgunluğa taşıyan bir ibadet yolculuğu olarak telakki eder. Nitekim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) “Bizi aldatan bizden değildir.”[1] buyruğu, çarşıyı ve pazarı bir ahlak mektebine dönüştüren ilahî bir ölçü olarak önümüzde durur.
Bu ölçüde hileli tartının, yalan yeminlerin ve kusur gizlemenin yeri yoktur. Zira Müslüman tüccar bilir ki kazancın bereketi çoklukta değil, helalliktedir. Gerçek sermaye güvendir. Satıcı malındaki kusuru gizlemez, alıcı da haksız kazanca el uzatmaz. Borçluya mühlet tanınır, alışverişler kayıt altına alınır. Böylece dürüst bir tüccar yalnızca mal satmaz; güven inşa eder, gönül yapar ve hayır duası kazanır.
Bu minvalde, Doç. Dr. M. Cüneyt Gökçe[2], babası ve aynı zamanda Seyda'sı (Hocası) olan Mele Süleyman-ê Kemina’dan[3], sözünü ettiğimiz hakikatin ete kemiğe bürünmüş hâli sayılabilecek bir menkıbeyi şu şekilde aktarır:
Bir gün Seyda’nın yanında oturmuş, sohbetini dinliyorduk. O esnada komşu köyden bir beyefendi meclise girdi. Selam verip oturduktan sonra söze girdi:
— Seyda, satılık bir ineğiniz olduğunu duydum. Almayı düşünüyorum. Biraz özelliklerini anlatır mısınız?
Seyda, en ufak bir tereddüt göstermeden anlatmaya başladı. Fakat öyle bir anlatıştı ki, dinleyen herkes hayretler içinde kaldı:
— Birincisi, bu inek doğumdan sonra buzağısını pek kabul etmez.
— İkincisi, sütü azdır.
— Üçüncüsü, akşam dönüşlerinde sürünün gerisinde kalır.
— Dördüncüsü de, bir zamanlar ayağı kırılmıştı, tedavi ettirdik; ama bazen topallıyor.
Bizler, misafirin ya sessizce kalkıp gitmesini ya da “vazgeçtim” demesini bekliyorduk. Zira bu, bir satış konuşmasından çok, adeta vazgeçirme konuşmasıydı. Fakat beklenen olmadı.
Misafir, sakin bir tebessümle:
— Tamam Seyda, kabulümdür, dedi.
Hepimiz şaşırdık. Anlaştılar, parasını ödedi, ineği önüne kattı ve köyüne döndü.
Aradan bir-iki ay geçmişti. Yine Seyda’nın yanındaydık. Aynı adam bu kez yüzü aydınlık, sesi sevinç dolu bir halde çıkageldi. Selam verdikten sonra heyecanla anlatmaya başladı:
— Seyda! O inek var ya… Öyle bir yavru doğurdu ki maşallah... Buzağısına öyle düşkün ki, sanki yıllardır yanından ayrılmamış. Sütü deseniz, bugüne kadar böylesini görmedik. Sürüden geri kalma meselesi zaten yok. Ayağıyla ilgili söylediğiniz durumun da ne bize ne hayvana bir zararı oldu. Allah sizden razı olsun. Evimizin bereketi arttı, çoluk çocuk ferahladı…
İşte dürüstlük tam da budur. Kısa vadede “zarar” gibi görünen doğruluk, uzun vadede hem dünyayı hem ahireti kazandırır. Seyda o gün yalnızca bir inek satmadı; güven sattı, bereket sattı, ahlak sattı. Ve karşılığında, en kıymetli kazancı elde etti: “hayır duasını…”
Bugün çarşı ve pazarların en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de daha fazla kâr değil, daha fazla dürüstlüktür. Çünkü doğrulukla yapılan ticaret, yalnızca keseleri değil; kalpleri de doldurur.
Doğrulukla satılan ineğin sütü, dürüstlüğün bereketiyle çoğalır...
[1] Müslim, Îmân, 164.
[2] M.Cüneyt Gökçe, Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde dekan yardımcısı olarak görev yapıyor.
[3] Mele Süleyman-ê Kemina, Mardin yöresinin önde gelen âlimlerinden olup 2007 yılında Nusaybin’de vefat etmiştir. Hakkında ayrıntılı bilgi yanda yer alan linkte yer almaktadır: https://kislatv.com/makale-detay/mardin-yoresinin-onde-gelen-%C3%A2limlerinden-mele-suleyman-e-kemina-nin-ilmi-ve-tasavvufi-kisiligi-117

2 Yorum
Selman GÖKÇE
04.02.2026 11:47:03
Güzel yorumunuz için çok müteşekkir oldum Hamza Hocam..
Hamza Akan
04.02.2026 10:21:17
Yalancılık geçici bir rahatlık dürüstlük ile kalıcı bir huzur verir.Selman hocam bunu çok güzel bir örnekle açıklamış kaleminize sağlık hocam