Nusaybin, Mezopotamya’nın kuzeyinde, binlerce yıllık bir tarihin sessiz tanığı… Suriye’nin Kamışlı kentiyle bitişik, medeniyetlerin kesişimindeki bir sınır noktası... İpek Yolu’nun önemli duraklarından biri olan bu kadim şehir, yüzyıllar boyunca ticaretin, kültürün ve inancın buluşma noktası oldu. Jeopolitik konumu sayesinde doğu ile batı arasında bir köprü görevi gören Nusaybin, medeniyetlerin izlerini taşımaya devam ediyor.

İklimi karasal olsa da, insanı sıcak; suyu bereketli, toprağı verimli, havası şifadır... Çağ Çağ Suyu ve Çağ Çağ Vadisi bu bereketin simgesi, doğayla insanın uyumlu yaşamasının bir kanıtıdır. Bu toprağın insanı, en büyük buhranlarda bile ayağa kalkmayı bilir. Sabırla, kararlılıkla ve inatla yeniden hayata başlar. Demagoji yapmaz; lafla değil, emek ve umutla yaşar.

Son yıllarda birkaç münferit olay yaşansa da, bugün güvenli ve huzurlu bir yerdir, Nusaybin. Burda görev yapan memur, işçi, göçle ya da başka bir işle gelenler, bir süre sonra şehre bağlanır; kolay kolay tayin istemez, başka bir yere gitmek istemez. Çünkü Nusaybin, insana hem samimiyetini hem de güçlü bir aidiyet duygusunu hissettirir.

Eğitime verilen değer de oldukça dikkat çekicidir. Neredeyse her evden en az bir üniversite mezunu çıkar. İnsanlar okumayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve ilerlemeyi çok sever. Bu topraklardan nice akademisyenler, kaymakamlar, hekimler, ögretmenler, hâkimler ve savcılar yetişmiştir. Yakın zamanda Nusaybinli Cemil Türk, Harvard Üniversitesi tarafından düzenlenen Liseler Arası Uluslararası Ekonomi Makalesi Yarışması’nda birinciliği Türkiye adına kazanarak büyük bir gurur kaynağı olmuştur.

Buranın insanı, misafirperverliği ve cömertliğiyle tanınır. Sofrasını ve aşını paylaşmaktan çekinmez; izzet ve ikramda bulunmayı kendine bir görev bilir. Bunun yanı sıra, insanlar burada güzel giyinmeyi, iyi yaşamayı da bilir. İmkanları ölçüsünde en iyi arabaya biner, en zarif evlerde otururlar. Bu, bir gösterişten ziyade hayata ve insana duyulan saygının zarif bir yansımasıdır. 

Nusaybin ekonomisinin temeli, tarım, ticaret ve turizme dayanır. Buğday, arpa, mısır gibi tahıllar ile bereketli Çağ Çağ Vadisi’nde yetişen zeytin, elma, nar, üzüm, ayva, şeftali, nektarin gibi çeşitli meyveler, bölgenin tarımsal zenginliğini oluşturur. Suriye ve Kuzey Irak’a olan yakınlığı sayesinde gelişen uluslararası nakliyat ve sınır ticareti, ekonomiye önemli bir hareketlilik kazandırır. Bunun yanında Nusaybin’in tarihî ve kültürel zenginlikleri de son derece dikkat çekicidir. Mor Evgin Manastırı, dünyanın ilk üniversitesi kabul edilen Mor Yakup Kilisesi, Zeynel Abidin Camii ve türbesi, Selmân-ı Pâk Camii; kentin köklü geçmişini ve dinler arası mirasını gözler önüne serer. Tarihi Kaçakçılar Çarşısı ve Alman Köprüsü ise şehrin sosyo-kültürel belleğine ışık tutar. Gırnavaz Höyüğü ve Cinleri, bölgenin antik ve mistik yönünü yansıtan simgelerdendir; ayrıca burası, ilk Müslüman cinlerin yaşadığı yer olarak da bilinir. Midyat- Nusaybin’de arasında yer alan Beyazsu Mesire Alanı ise berrak suyuyla ve yemyeşil doğasıyla ruhu dinlendiriyor.

Esnafı sıcakkanlıdır, art niyet bilmez. Alışverişte güven hâlâ geçerlidir; söz, senet kadar değerlidir. Sabah dükkânını “Bismillah” diyerek açar, geleni güler yüzle karşılar. Müşterisini misafir bilir, çayını ikram etmeden iş konuşmaz. Nusaybin esnafı, ticareti sadece kazanç değil, gönül işi olarak görür; dostluğu, samimiyeti ve helal kazancı her şeyin önünde tutar.

Bu toprakların insanı merhametli, vicdanlı, cesaretli ve yardımseverdir. 6 Şubat 2023’te meydana gelen, 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde tüm ilçe adeta seferber olmuş; iki yüz tıra yakın yardım, büyük bir gönül birliğiyle bölgeye ulaştırılmıştır. O gün sergilenen dayanışma ruhu, bugün de Nusaybin’in kalbinde canlılığını korumaktadır.

Her ne kadar zaman zaman dışarıya göç verilse de, Nusaybin değişime ve gelişime açıktır. Farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu topraklar, insanlık için bir hoşgörü okuludur.

Özetle Nusaybin, tarihini sırtında taşıyan ama gözünü geleceğe diken bir şehir. Kökleri derinde, umudu diri bir memleket... Mor Evgin’den Çağ Çağ Vadisi’ne, Mor Yakup’tan Zeynel Abidin’e uzanan bu topraklar, hem geçmişi hem bugünüyle kendine hayran bırakıyor.

Uzun süredir Mersin’de görev yapan bir Nusaybinli olarak, buradaki insanların Mardin’e, Midyat’a ve özellikle Nusaybin’e ve Nusaybinlilere karşı gösterdiği samimi tutum beni derinden gururlandırıyor. Zira Mersin’de çok sayıda Nusaybinli iş insanı, tüccar, memur ve işçi yaşamaktadır; hepsi de bulundukları yerde çalışkanlıkları, dürüstlükleri ve nezaketleriyle güzel bir iz bırakmaktadır.

Nusaybin'de değerlerimizi korumak, tarihimize sahip çıkmak hepimizin öncelikli görevidir.

DİPNOT:

1. Nusaybin’e yatırım yapan iş insanlarına ve şehrin tanıtımına büyük katkı sağlayan, başta oda başkanları olmak üzere sivil toplum kuruluşları, yerel medya temsilcileri, dernekler, vakıflar ve akademisyenler dahil herkese içten şükranlarımı sunuyorum.

2. Ayrıca ilçemize kazandırdığı büyük spor kompleksi dolayısıyla Galatasaray Kulübü’ne, Polat Vakfı’na ve Nusaybin Galatasaray Spor Okulu’na gönülden teşekkür ediyorum.