Trafik Adabı, Medeniyetin Hareket Hâlindeki Hâlidir.
Kıymetli okurlar; trafik, sadece ışıklardan ve tabelalardan ibaret değildir; medeniyetin tekerlekler üzerindeki hâlidir aslında. Bir korna sesiyle başlayan gerginlik, bir tebessümle veya özür dileme mahiyetinde el kaldırma hareketi ile sönebilir. Yol vermek bazen yola devam etmekten daha hayırlıdır; nezaketi hatırlatır. Gerginlik bizi kahramanlıştırmadığı gibi, ufak bir tebessüm korkak yapmaz. Zira, direksiyon başında hepimiz aynı hikâyenin yolcularıyız... Yazımın tamamını okuyabilmek için lütfen sayfayı aşağı doğru kaydırın; sizi bekleyen satırlarda çok daha fazlası var.
Sabahın huzuruyla evden çıkıyoruz; direksiyona geçiyor ya da bir şehir içi minibüsüne biniyoruz. Daha yeni yol almışken kulağımıza sert bir korna sesi çalınıyor, ardından tahrik edici bir el kol hareketi… O an ister istemez soruyoruz: Hayırdır, ne oluyor..?
Trafik dediğimiz düzen gerçekten sadece kırmızı ışıklardan, hız limitlerinden ve tabelalardan mı ibaret? Ne yazık ki caydırıcı cezalar olmadan yol alamayacak bir toplum hâline geldik. Çoğu zaman kendi kusurlarımızı görmezden geliyor, sorumluluğu başkalarına yüklüyoruz.
Peki, işin “adap” kısmı nerede? Ceza korkusu olmaksızın, yalnızca nezaketten doğan o görünmez kurallar… Tali yoldan ana yola çıkmaya çalışan bir araca bir saniyeliğine yol vermek bize ne kaybettirir? Aceleyle yanlış bir hamle yapan bir sürücüye biraz hoşgörü göstermek gerçekten günümüzü gölgeliyor mu..?
Unutmayalım: Hepimiz bu trafiğin bir parçasıyız; bazen yaya, bazen yolcu, bazen de sürücü... Bugün yol isteyen biz olmayabiliriz; ama yarın olmayacağımız ne malum? Empati kurmak aslında bu kadar zor olmamalı. Karşımızdakinin de işe yetişmeye çalıştığını, belki kötü bir gün geçirdiğini düşünmek bile o anki gerginliği büyük ölçüde azaltır.
Neden en ufak hatada elimiz hemen kornaya gidiyor? Öfkeyi ilk anda dışa vurmak bize ne kazandırıyor? Koltuğun altına saklanmış beyzbol sopasına davranmak, bizi kahraman yapmıyor. Öfke kimseye fayda sağlamadığı gibi hem kaza riskini artırıyor hem de küçük bir gerginliği büyütüp trajik sonuçlara sürükleyebiliyor. Oysa biraz sabır… Sadece birkaç saniyelik bekleyiş, hayatımızdan hiçbir şey eksiltmez; ama trafiğe ve yaşama daha akıcı bir ritim kazandırabilir.
Trafik adabı, medeni insan olmanın ve medeniyetin hareket hâlindeki hâlini temsil eden en temel davranış biçimidir. Bazen kendi hakkından bir anlığına feragat edebilmek, nezaket gösterebilmek ve koca araçların arasında insani yanımızı kaybetmemek… Daha iyi bir trafik kültürü için her bireyin kişisel sorumluluk üstlenmesi şarttır.
Bu şehirdeki kaosu değiştirmek yalnızca güvenlik güçlerin ya da belediyenin görevi değildir. Direksiyon başındaki her birimizin özdenetimiyle başlayacak bir dönüşümdür bu.
Trafikte bir hata yaptığımızda ya da karşımızdaki sürücü hatalı olduğunda, “özür dilerim!” manası taşıyan basit bir el kaldırma hareketi bile ortamı bir anda yumuşatabilir. Tam tersine, hesap soran ya da tehdit eden bir işaret tansiyonu anında yükseltir. Nasıl ki sert bir faulün ardından rakibine el uzatıp özür dileyen bir futbolcu gerginliği azaltıyorsa, trafikte de küçük bir jest aynı etkiyi oluşturabilir.
Son olarak biz ebeveynlere de önemli bir görev düşüyor: Fönlü saçları, gösterişli saatleri, kısa dar paçalı pantolonları ve yüksek sesli müzikleriyle sokak aralarında kendince “ralli” yapan gençlerimize ya direksiyonu vermeyelim ya da verdiysek onun sorumluluğunu gerçekten üstlenelim. Zira kanı deli akan bu gençler, yalnızca kendilerini değil başkalarını da tehlikeye atabiliyor.
Daha güzel bir toplum inşa etmek bizim elimizde…

4 Yorum
Hamza AYDINLAR
06.12.2025 23:21:16
Yazınızı yağmurlu bir akşam vaktinde balkonda oturur vaziyette trafiği izlerken okumak bir hayli keyfili oldu. O kadar güzel vurgular yapmışsınız ki bir sonraki satırda ne diyeceğinizi merak edip okuyordum.. Özelikle ‘Özür dilerim’ kelimesini hayatımıza empoze etmek zorundayız çünkü bu 2 kelime sayesinde dünyaları kurtarabiliriz. Böylesine önemli ve hassas bir konuyu da ele alıp yazmanız çok kıymetli özelikle toplumumuz için. Yazınız için tebrik ediyor, başarıların devamını diliyorum.
Selman GÖKÇE
07.12.2025 00:05:54
Hamza Hocam; Güzel yorumunuz için çok müteşekkir oldum. "Özür dilerim!" cümlesini hayatımıza empoze edersek çok şeyin olumlu yönde değiştiğinin farkına varırız.
Abdulselam Aydın
06.12.2025 16:21:53
Nusaybin için özellikle çok önemli olan böylesine önemli bir mevzuyu dile getirdiği için Selman Gökçe Hocamı tebrik ediyorum kalemine yüregine sağlık Güzel İnsan… Nusaybin Sınır şehri olmanın yükünü de zenginliğini de aynı anda üzerinde taşıyan kadim bir yer. Dar sokakları, güneşin erken kavurduğu taş evleri, bir uçta hareketli çarşısı, diğer uçta ovanın sabır isteyen yolları… Böyle bir şehirde trafik sadece ulaşım değil, günlük yaşamın bir aynasıdır. Nusaybin’de sabah saatlerinde minibüslerin telaşı, okul servislerinin sıklaşan duruşları, çarşıya mal yetiştirmeye çalışan esnafın aceleci adımları… Aslında hepsi aynı hikâyenin parçaları: Herkes bir yere yetişme çabasında. Ama işte tam bu noktada yazının vurguladığı trafik adabı devreye giriyor. Bu şehirde, bir tali yoldan çıkan araca birkaç saniye yol vermek bazen bir nezaket jestinden çok daha fazlasıdır; çünkü küçük şehirlerde insanlar birbirini tanır. Bugün yol verdiğiniz sürücüyü yarın pazarda, cami avlusunda, kahvede ya da okul çıkışında görebilirsiniz. Toplumsal huzur, birbirine karşı gösterilen küçük anlayışlarla büyür. Nusaybin’in sıcak insanları arasındaki o geleneksel misafirperverlik, aslında trafikte de kendini gösterebilir. Bir selam, bir el kaldırıp özür dilemek, birine geçiş hakkı tanımak… Bunlar sadece trafik davranışı değil, şehrin ruhuna yakışan inceliklerdir. Ayrıca gençler konusu Nusaybin için çok kritik. Motoruyla Sokak 1’den fırlayıp hızlıca caddeye çıkan gençler ya da arkadaşlarıyla eğlenirken hızın cazibesine kapılan delikanlılar… Evet, enerji dolular; ama bu enerjiyi yönetmek yetişkinlerin sorumluluğu. Onlara direksiyon vermek bir ayrıcalıksa, onları doğru yönlendirmek bir görevdir. Belki de Nusaybin’de trafik kültürünü değiştirmek, belediye düzenlemelerinden önce mahalledeki büyüklerin, esnafın, ailelerin ve gençlerin birbirine göstereceği saygıyla mümkün olacak.
Selman GÖKÇE
06.12.2025 16:51:10
Kıymetli Abdusselam Hocam; Nazik değerlendirmeniz ve incelik dolu sözleriniz için gönülden şükranlarımı sunarım. Yazının ruhunu anlayıp kendi bakış açınızla zenginleştirmeniz, kaleme aldığım her cümlenin kıymetini bir kez daha artırdı. Nusaybin gibi tarihi derinliği ve insan sıcaklığıyla yoğrulmuş bir şehirde, gündelik meselelerin bile aslında büyük bir toplumsal hafızaya dokunduğunu biliyoruz. Bu nedenle sizin gibi bu şehrin yükünü de sevgisini de içinde taşıyan değerli bir hocamızdan böylesi güzel bir geri dönüş almak benim için gerçekten anlamlı. Trafik adabı, gençlerimizin enerjisi, mahalle kültürümüzün taşıdığı o ince çizgi… Tüm bunların geleceğe daha huzurlu bir şehir bırakmak için ne kadar önemli olduğunun altını siz de her fırsatta çiziyorsunuz hocam. Bu ortak duyarlılığın Nusaybin’e değer katacağına inancım tamdır. Vaktinizi ayırıp düşüncelerinizi paylaşmanızdan dolayı tekrar teşekkür eder; muhabbet, hürmet ve dualarımla selamlarım...