TÜKÜRÜN!
Nusaybin’in sokakları kirli diye şikâyet etmeden önce bir an durun: En son neyi, nereye attınız? Bu yazıda cevap, suçlamaya alıştığımız yerde değil.
Tükür, at, geç. Suçu yere bırakırsan sen masum kalırsın. Peki kim PİS?
Evet, ağzındaki balgamı iyice topla ve Nusaybin’in merkezinde tam bulunduğun yere tükür. Yer neresi olursa olsun: hastane bahçesi, kaldırım, park, okul bahçesi… Çekinme. Yediğini içtiğini de sağa sola bırak. Çöp kutusuna atma. Orada toplanırsa görünür. Görünürse rahatsız olursun. Yere atınca kaybolur. Kaybolunca da sen temiz kalırsın.
Ağzında durmasın. Seni zehirler, rahatsız eder.
Elinde durmasın. Vicdanını kaşındırır.
Yere düşsün. Yer konuşmaz.
Çocuğun o taşın üstünden geçecek, geçsin.
Hasta penceresinden o lekeyi görecek, görsün.
Öğrenci bahçede koşacak, bassın.
Ne olacak ki? Bir damla. Bir kabuk. Bir izmarit. Bir poşet. Tek başına Nusaybin kirlenmez ya!
Hem herkes yapıyor.
Sen yapmazsan “ukalâ” durursun. Kirleten rahat adamdır. Rahat adam ol. Yükü yere bırak, sırtın hafiflesin.
Parkın kenarını çöplüğe çevir.
Sonra “belediye gelmiyor” de.
Okul bahçesini kabuk tarlası yap.
Sonra “müdürlük bakmıyor” de.
Yolu izmaritle doldur.
Sonra “devlet yok” de.
Devlet yoktur zaten senin attığın yerde. Senin attığın yerde sadece sen varsın. Ama sen yokmuş gibi davranırsan iş kolay. Suç ortak alana yıkılır, sen masum kalırsın. En ucuz temizlik budur: suçu görünmez kılmak.
Çocuğuna “Yerlere tükürme” de, sonra onun önünde tükür.
Böylece ona iki ders birden verirsin:
Sözün bir kıymeti yoktur.
Utanmak ayıptır, alışmak akıldır.
“Çevre emanetimiz” diye paylaş.
Sonra aynı emanetin üstüne kabuğu bırak.
Söz büyük olsun, fiil küçük. Kalp rahatlar.
Çöp kutusuna atarsan orada birikir. Birikince kokar. Kokunca “Ne pis yer” dersin. Oysa koku senin. Yere atınca koku dağılır, suç dağılır, sen dağılmazsın. Dağılmayan tek şey o lekenin ta kendisidir. Yarın o sokaktan geçen herkes senin rahatlığının faturasını öder. Sen ödemezsin. Bu da ayrı bir kazançtır.
Tükür.
At.
Bırak.
Geç.
Sonra evine git, halının üstüne basarken ayakkabını çıkar. Çünkü ev senindir. Sokak kimsenin değil. Kimsenin olmayan yer, herkesin çöplüğüdür. Bu kadar net.
Ama bir şey unutma:
Yere düşen tükürük yalnızca yere düşmez.
Çocuğunun gözüne düşer.
Komşunun adımına düşer.
Hastanın nefesine düşer.
Kendi adının altına düşer.
İstersen yine de tükür.
Bazı insanlar ancak kendi bıraktıkları lekede kendilerini tanır.
Tükürmeyenler zaten utangaçtır.
Utangaçlar da bu işi bozar.
Sen bozma.
Rahatını kaçırma.
Yere bırak.
Yer kaldırmasını bilir.
Ama yarın çocuğunla Nusaybin’in merkezinde yürürken, onun elinden tutup “Yere dikkat et” demek zorunda kalırsan sakın şaşırma.
Çünkü bugün yere bıraktığın şey yalnızca bir tükürük değil; çocuğuna bıraktığın Nusaybin’dir.
Abdullah AKTAŞ
Eğitimci Yazar

0 Yorum