Son dönemlerde elektrik tüketim bedelleri vatandaşın belini büküyor. Tüketim miktarlarına bakıldığında normal gibi görünen rakamlar, birim fiyatlar ve ek kalemler eklenince faturalar yüklü hale geliyor. Vatandaş, zaten alım gücü yok denecek kadar az olduğundan, faturaları ödeyemez duruma gelmektedir.

 

Sevgili okuyucularım, son aylarda vatandaşın en çok şikayet konularının başında elektrik faturalarındaki fahiş artışlar geliyor. Vatandaş ekonomik açıdan iki yakayı bir araya getiremezken, elektrik şirketlerinden gelen faturalar bütçeyi gereğinden fazlasıyla sarsıyor. Tüketim faturalarına bakıldığında normal gibi görünen rakamlar, birim fiyatları ve ek kalemler eklendiğinde cep yakar hale geliyor.

 

Aslına bakarsanız, enerji tüketimi sanayi ve hizmet sektörünün büyüklüğünü, teknolojik gelişmeyi ve yaşam standartlarını gösterir. Kişi başına enerji tüketimi, gelişmişlik düzeyiyle genellikle doğru orantılıdır. OECD ülkelerinde kişi başına enerji tüketimi, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere nazaran kat kat fazladır. Yaşam standartları; elektrik, ısınma, soğutma sistemleri, ulaşım, sağlık ve eğitim hizmetleri gibi alanlarda enerji kullanımı yüksekse, yaşam kalitesi de genellikle yüksektir.

 

Bilindiği gibi Türkiye’nin enerji tüketiminin yaklaşık %81,3’ü fosil yakıtlardan, yani petrol %32,9, gaz %24,9, kömür %23,6’dan sağlanıyor. Yenilenebilir enerjinin payı ise %18,7 civarındadır. Yenilenebilir kaynaklar 2023 istatistiklerine bakıldığında, elektrik üretiminde yaklaşık %43 paya sahip olduğu görülmektedir. Bu oran; hidroelektrikte (%19,5), rüzgar enerjisi (%10,4), güneş (%6,2), jeotermal (%3,3) ve biyokütle (%2,6) olarak dağılmaktadır.

 

Sektörel enerji tüketimine bakıldığında; sanayide (%30,6), ulaştırmada (%24,5), hizmetlerde (%12,9) ve konutlarda ise (%27,4) oranlarında nihai enerji tüketimine katkıda bulunmuştur.

 

Türkiye’de yıllık kişi başı elektrik tüketimi 3.500-4.000 kWh civarındadır. Gelişmiş ülkelere, yani OECD Avrupa ülkelerinin kişi başına tüketim ortalaması olan 11.000 kWh seviyesine göre oldukça düşüktür. İşte bu nedenle Enerji Bakanlığı geçen sene aldığı bir kararla, konut enerji tüketiminde abone başına 5.000 kWh sınırı koymuş ve bu sınır aşıldığında kilovat birim fiyatı iki katıyla çarpılarak fatura yüklü hale gelmiştir.

 

Bir abonenin elektrik tüketim faturasını dikkate alarak konuyu daha net açıklayabiliriz. Bu abonenin bir aylık tüketim bedeli 1.087,33 kWh’tır. Faturanın KDV dahil bedeli 6.143 TL’dir. Bu abone, eğer 5.000 kWh sınırı olmasaydı, tükettiği bu kilovatlarla KDV dahil olarak 3.071,5 TL fatura ödeyecekti.

 

Vatandaş, faturalarda yer alan enerji bedeli, dağıtım bedeli, fonlar, vergiler derken ödenen tutarın büyük bir kısmını doğrudan tüketilen elektriğe değil, yan kalemlere ödüyor. Bu uygulamaya veryansın eden vatandaşlar haklı olarak; “Ben elektriği değil, faturadaki ek masrafları ödüyorum.” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Üstelik zamlar sadece bir kez değil, iki kez değil, yıl içinde birden fazla kez yapılıyor. Elektrik tüketiminde tasarrufa gitmek, gereksiz ışıkları kapatmak, düşük tüketimli cihazlar kullanmak da artık faturaları eskisi gibi düşürmüyor. Çünkü fiyat artışları tasarruf çabalarının önüne geçiyor.

 

Özetle, elektrik modern yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacı. Ancak bu ihtiyacın kâr hırsıyla ve plansız zamlarla vatandaşın sırtına yüklenmesi hem yaşam standartlarını düşürüyor hem de ekonomik dengeleri bozuyor. Fahiş faturalar sadece elektrik tüketimini değil, halkın moralini de karartmaya devam edecek.

 

Köşenin Sözü:

“Bedenine değil kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır! Çünkü kişi; bedeni kadar değil, ruhu kadar insandır.” – İmam-ı Gazali

 

Abdulbaki Akbal