Yağcılık ve Menfaat Siyaseti!

Günümüz siyaset pratiğine bakıldığında, ideolojik tutarlılıktan ve toplum yararını önceleyen ilkelerden giderek uzaklaşıldığı açıkça görülmektedir. Bunun yerini çoğu zaman günübirlik hesaplar, kişisel çıkarlar ve dar çevrelerin menfaati almaktadır. Bu bağlamda yağcılık ve menfaat siyaseti, siyasal ahlakı aşındıran ve toplumsal yapıyı derinden etkileyen iki temel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yağcılık ve Siyasal Ahlakın Erozyonu

Yağcılık, siyasette liyakatin yerini sadakatin; doğruluğun yerini ise övgünün aldığı bir düzen yaratır. Bu anlayışta, doğruyu dile getirenler değil, hoş olanı söyleyenler ödüllendirilir. Eleştiri bir hak olmaktan çıkarılıp düşmanlık olarak sunulur; biat ise erdem gibi yüceltilir. Böyle bir ortamda akıl geri plana itilir, vicdan susar ve siyasal kararlar sağlıklı bir zeminde alınamaz.

Bu tür bir siyaset anlayışı, kısa vadede bazı kişilere veya gruplara çıkar sağlayabilir. Ancak uzun vadede toplumun tamamına zarar verir. Kurumlar zayıflar, kamusal güven erir ve siyaset, halka hizmet etme amacından uzaklaşarak kişisel ikbal aracına dönüşür.

Menfaat Siyasetinin Toplumsal Bedeli

Menfaat siyaseti, kamu yararı yerine belirli çevrelerin çıkarlarını önceleyen bir yaklaşımı ifade eder. Bu anlayış hâkim olduğunda adalet duygusu zedelenir, hukuk araçsallaşır ve devlet kurumları işlevini yitirmeye başlar. Ekonomik adaletsizlik artar, yoksulluk derinleşir ve nitelikli insan gücü ülkeyi terk etmeye yönelir.

En tehlikeli sonuç ise ahlaki çürümedir. “Haklı olanın değil, güçlü olanın kazandığı” düşüncesi normalleşir. Böylece siyaset kurumuna olan güven sarsılır ve toplumda "herkes kendi çıkarının peşinde" algısı güçlenir.

Siyasal Duruş ve Sorumluluk

Sağlıklı bir siyasal düzen; eleştiriye açık, liyakati esas alan ve çıkar ilişkilerine mesafeli bir ahlaki duruşu zorunlu kılar. Aksi takdirde yağcılık sessiz bir çürüme, menfaat siyaseti ise geleceği ipotek altına alan tehlikeli bir alışkanlık hâline gelir.

Bu noktada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2013 yılında Başbakanlık döneminde dile getirdiği şu sözler dikkat çekicidir:

"Bir insan, bir partinin bayrağı altında seçime giriyorsa, ondan sonra o parti ile birlikte hareket eder. Ayrılıyorsa da sadece partiden ayrılmaz. Eğer dürüstse o zaman parlamentodan ayrılır, milletvekilliğinden ayrılır."

Bu ifade, siyasal sorumluluk ve ahlaki tutarlılık açısından önemli bir hatırlatma niteliğindedir.

Ey politika sen neye kadirsin!

 

Köşenin Sözü :”Eş seçmek kitap seçmeye benzer. İyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam değilse sonunu getirmek zordur.” (Konfüçyüs)

 

 

Abdulbaki Akbal