Yazar: Uzm. Klinik Psikolog Hamza AYDINLAR                                        Yeni yıla birkaç gün kala içimizde biriken dilekleri ve umutları yenilemek isteriz. Geçen yılın yorgunluklarını ve hayal kırıklıklarını geride bırakmak, yeni bir başlangıcın getireceği heyecanlarla hedefler koymak isteriz. Her yeni yılı, temiz bir sayfanın başlangıcıymış gibi düşünmeye başlarız. Hayatımıza yön verecek kararlar almak için aslında bize iyi bir fırsat sunar.

Bir yıl daha geride kalırken daha iyisini, daha güzelini istememiz doğaldır. Ama önemli olan, bu dilekleri gerçeğe dönüştürecek azmi ve kararlılığı gösterebilmektir. Yeni yıl, aynı zamanda bizler için içsel bir dönüşüm hâlidir.

Takvim değişirken içimizde de bir şeylerin değişmesini umut ederiz: Daha sakin olmak, daha başarılı olmak,   hatta daha zengin olmak gibi… Ve artık ertelediklerimizi ertelememek. Bu yüzden yeni yıl, pek çoğumuz için “Belki bu sefer bir şeyler değişebilir.” hissiyle sarar içimizi…

Yeni yılın psikolojik yönünü incelediğimizde, insanlara sıfırdan başlama hissi verdiğini görürüz. Bu his bizde motivasyon yaratır, yenilenme arzumuzu da güçlendirir. Toplumda da benzer bir hava oluşur; hep birlikte “Bu yıl daha iyi olacak.” deriz. Peki, sizce bu söylem yeterli midir? Bana soracak olursanız, tek başına yeterli değildir.

Yeni yıl heyecanı, çoğu zaman birçok kişide kısa bir süre sonra geçmeye başlar. Araştırmalar da yeni yıl kararlarının büyük bir kısmının birkaç ay içinde terk edildiğini gösteriyor. Bu da bizi şu gerçekle yüzleştirir: Başlangıçlar, sadece istemekle değil, sürdürülebilir davranışlarla mümkündür.

Birkaç ay sonra hayatımız yine eskiye dönmeye başlar: Aynı sorumluluklar, aynı yorgunluklar, aynı alışkanlıklar… Birçok insan bu noktada “Bende bir sorun mu var?” diye düşünmeye başlar. Oysa sorun çoğu zaman kişinin kendisinden değil, beklentinin büyüklüğünden kaynaklanır. Büyük hayaller kurup büyük hedefler koymak ve bunların hayaliyle yaşamak, doğru bilinen ama en sık yaptığımız yanlışlardan biridir.

Bir danışanım, yeni yıl öncesinde “Yeni yıl gelince her şey değişecek sanıyordum.” demişti. Ben de ona sadece şunu sordum: “Geçen yıl kendin için neyi farklı yaptın?”

Kişi yeni bir başlangıç ister ama duygularını olduğu gibi taşımaya devam eder. Oysa gerçek başlangıç, önce insanın iç dünyasında başlar. Dışarıyı düzeltme çabasından önce, içeride olanı anlamakla mümkündür. Kişi kendini anlamaya başladığında, başlangıç zorlanmadan gelişir ve sonuca doğru ilerler.

Hedefimiz kalıcı bir başlangıçsa, bu; küçük, gerçekçi ve sürdürülebilir adımlarla mümkündür. Takvim her yıl değişir, evet. Ama hayatımız, ancak düşünme biçimimiz değiştiğinde gerçekten dönüşür; öyle değil mi?

Yeni yıla girerken, belki de kendimize şu soruları sormak iyi bir başlangıç olabilir:

• “Bu yıl gerçekten kendim için ne yapacağım?”

• “Kendimle ilgili neyi ertelememeyi seçeceğim?”

Ve en önemlisi:

“Kendimle ilgili neyi fark etmeye cesaret edeceğim?”

Son olarak;

Yeni yıl; kendini anlamaya cesaret ettiğin, başlangıçları zorlamadan ama ertelemeden seçtiğin bir yıl olsun.